ŞEBNEM SUNAR KÜÇÜK - Ramazan
|
"Eski
Ramazanları özlüyorum"
ATV'nin gülen yüzü, çocukluğunda yıkılan binayı kameralar önünde anlatırken
yıllar sonra canlı yayınlara çıkacağını bilmiyordu. Şimdilerde ise
bu görevin üstesinden gelmesini çok iyi biliyor. Şebnem Sunar Küçük'ün
hatıralarından silinmeyen diğer anıları da eski Ramazanlarla ilgili...
Haber, habercilik, habere gitmek bizim mesleğimizde olanlar için önemlidir.
Ancak "haberi" insanlara sevdirmek, dinletmek, okutmak her şeyden
önemli. Depremi, seli, yağmuru, çamuru, ekonomiyi hatta kırmızı bültenle
arananları bile yüz ifadenizle karşınızdakine en iyi şekilde anlatmak
ve sizden gözlerini ayırmamalarını sağlamak. İşte bunu başarıyla yapanlardan
biri Şebnem Sunar Küçük. Yıkılan bir binanın hayatındaki en önemli
rotasını çizmesiyle birlikte yaşamı daha da şekillenen Şebnem Sunar
Küçük bu ay ki söyleşi konuğum.
Hayatın en önemli kısmı çocukluk yıllarıdır. Sizin çocukluğunuz
nasıl geçti?
Çok neşeli ve eğlenceli bir çocukluk geçirdim. Hep sokaktaydım. Benden
18 ay küçük kız kardeşimle okuldan gelir gelmez ödevlerimizi yapıp
sokağa çıkardık. Bunun, sosyal bir kişilik kazanma adına çocuklar
için çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Ve kızım bunu pek yaşayamadığı
için üzülüyorum. 7 yaşındaki kızım okuldan gelince ancak ödevlerini
yapıp ona bakan ablasıyla oyun oynayabiliyor.
Çocuklara
en çok sorulan soru "Büyüyünce ne olacaksınız?" Çocukken sizin verdiğiniz
cevap neydi?
Öğretmen olmak çok isterdim. Bütün arkadaşlarımı öğrenci yapıp kendim
öğretmen olurdum. Hatta işi o kadar ilerletmiştim ki, boş derslerde
nöbetçi öğretmen sınıfın başına beni koyardı. Arkadaşlarıma derslerin
dışında şarkılar söyletip, taklitler yapardım. Ancak haber spikerliğinin
gelecekteki işim olacağı hiç aklıma gelmese de yaşadığım bir olayın
aslında ipucu olduğunu sonradan anladım. 7-8 yaşlarındayken babamın
görevi için bulunduğumuz Mersin'de çok varlıklı insanların oturduğu
bir apartman, herkesin gözleri önünde yıkıldı. Sabaha kadar binanın
yıkılacağı anı beklemiştim. Olaydan sonra muhabirler, gazeteciler,
kameralar yıkılan binanın başında röportaj yapıyorlardı. Hiç unutmam
Güney Haber Gazetesi diye yerel bir gazete muhabiri olan kadın bana
olayı anlatırmısın dedi. Ve ben bütün heyecanımla öyle bir anlatmışım
ki, kadın bana röportajın sonunda "Mükemmel anlattın, büyüyünce ya
haber spikeri, ya da muhabir ol" demişti. Bunu hiç unutmadım. Ve o
günden sonra sürekli taklitlerini yaptığım haber spikerlerini başka
gözle izledim.
O yıllara geri dönüp baktığınızda çocukluğunuza dair neler
hatırlamak istersiniz ya da neler hatırlıyorsunuz?
Çok yaramaz olduğumu hatırlarım. Okul faaliyetleriyle ve sporla çok
ilgili olduğum için her 19 Mayıs'ta öğretmenlerim anneme gelip, kimi
tiyatroya, kimi gösterilere kimi de koroda olmam gerektiğini söyleyip
paylaşamazlardı beni. Kardeşimle birlikte hep bir hareket halindeydik.
Merdivenlerden bir kere bile yürüyerek indiğimi hatırlamam. Hatta
komşular annemden habersiz, kapıda kaldıklarında benden pencereye
tırmanıp kapılarını açmamı rica ederlerdi!
Mesleğinize gelirsek. Bu mesleğe nasıl adım attınız?
Televizyonla reklam filmlerinde oynayarak tanıştım. Amerika'da okumak
istiyordum ve para biriktirmem gerekiyordu. Bir arkadaşım vasıtasıyla
reklam filmlerinde oynamaya başladım. Bunu çok sevdim çünkü hem çok
iyi para kazanıyordum hem de hep içimde olan oyuncu ruhumu bu sayede
kendimce geliştiriyordum. Ailem konservatura girmeme pek sıcak bakmıyordu.
Ama çok eminim ki eğer gitseydim bu dalda çok iyi işler yapardım.
Sonra Kanal Market diye bir pazarlama kanalı açılınca ajans beni görüşmeye
çağırdı. Ne olduğunu anlamadan öylesine gittim. Bana bir fırın gösterip
bunu bize satmaya çalış dediler. 2 gün sonra elemeleri geçtiğimi söylediler
ve sunucu oldum. Sonra da ATV kurulduğu dönemde bu kanala geçtim ve
tam 11 yıldır buradayım. Ama haber spikeri olmamı sağlayan kişi Esen
Ünür'dür. Ben ATV'ye ilk başladığım zaman önce hava durumu sunuyordum.
Canlı yayın tecrübesi kazanmak için bu teklifi kabul etmiştim. Kanal
daha yeni kuruluyordu. Ve bir gün o zaman haberin başındaki isim olan
Esen Ünür benden haber spikeri olmamı istedi. Benim hayatımda onun
çok başka bir yeri vardır. Çünkü ben yapamam dedikçe o yaparsın demişti.
Bende böyle bir yetenek gördüğünü ve acilen başlamam gerektiğini söyleyip
beni ikna etmişti. Buradan ona bir kez daha teşekkür ediyorum.
Televizyonun size kazandırdıkları neler?
Televizyonun değil de canlı yayının bana kazandırdığı çok şey oldu.
Özellikle gündüz saat başı kısa haberleri sunduğum dönemde sürekli
sıcak gelişmeleri canlı bağlantılarla vermek ve Ayşenur Aslan, Oğuz
Haksever gibi isimlerle çalışmak beni bu işin okulundan mezun etti
diyebilirim. Bu işin duayenleriyle çalışmak benim için milli piyangodan
para çıkmasıyla eşdeğerde. Televizyonun tek sağladığı şey ünlü olmaktır.
Bunu da pek önemsemediğim için televizyonun değil, yaptığım işin ve
çalıştığım kişilerin bana sağladığı avantajlar olmuştur.
Duygusal bir insan mısınız, yoksa mantığın süzgecinden geçirir
misiniz her şeyi?
Çok duygusalım. Oğlak burcuyum. Bu burcun en önemli özelliği mantıklı
olmasıdır ama bende mantığın m'si yoktur. Sadece çok inatçı olmam
bu burcun özelliği. Keşke biraz mantıklı olsaydım. Ama etrafımdaki
insanlara mantıklı dersler vermekte üstüme yoktur. Kendime gelince
bunu başaramıyorum maalesef. Çok da sulu gözlüyümdür. En sevmediğim
özelliğimdir. Bu yüzden hep kendimi ifade etmekte zorlanırım. Çünkü
hemen ağlamaya başlarım.
Hayata
karşı pişmanlıklarınız neler?
Çok şükür bu yaşıma kadar yaptığım hiç bir şeyden pişman olmadım.
Yanlış anlaşılmak istemem ama kendimi çok beğenen biriyim. Fiziksel
anlamda değil. Huylarım ve kurallarım konusunda. Başkalarını mutlu
edebildiğim zaman ancak mutlu olurum. Saygılıyımdır. İnsanları severim.
Aileme çok düşkünümdür. İş ile aile hayatımı hep dengede tutarım.
Mümkün olduğunca birinin diğerinin üzerine çıkmasına izin vermem.
Ama tabii ailem herşeyin önündedir. Kızım benim herşeyim. Onun da
benim gibi bir evlat olması en büyük isteklerimden biri.
Yaşamda taviz vermeden yaşamak zor mu?
Taviz vermeden yaşamak bence zor. Ben mümkün olduğunca taviz vermemeye
çalışıyorum. Ama bu sadece insan ilişkileri için geçerli. Benim çalıştığım
camia çok karışık. İnsanlarla ilişkilerini iyi tutmak çok zor. Çünkü
herkes çok hırslı. Ben ise değilim. Bu beni meslek hayatım boyunca
hep üzmüştür. Bazı şeyleri alttan almak gerekiyor.
Hayatınız boyunca prensiplerinizden vazgeçtiğiniz oldu mu?
Kızım doğana kadar olmadı. Ama o olduktan sonra kıyamadığım için bazen
onun adına koyduğum kurallardan vazgeçebiliyorum.
İlk programınızın tarihini ve konuğunu hatırlıyor musunuz?
Ben program yapmadığım için bu soruya cevap veremem. Ama çok enterasan
ilk konuğumun kim olduğunu hatırlamıyorum.
İzleyicilerden programınızla ilgili gelen eleştiriler neler?
Hiç eleştiri almadım.
Adınız duyulmaya başladıktan sonra başınıza gelen en ilginç
ya da en güzel olay nedir?
Benim televizyondaki makyajlı halimle günlük halim arasında o kadar
fark var ki, 11 yıl geçmesine rağmen çoğu kimse beni tanımıyor. Bu
da benim çok hoşuma gidiyor. Özellikle tatildeyken çok rahat ediyorum.
Ama konuşmaya başlayınca sesimden hemen tanıyorlar. Bu da beni çok
mutlu ediyor. Mesleğimi ne kadar iyi yaptığımı anlıyorum. Geçenlerde
çok hoş bir durum oldu. Annemle bir mağazadayız. Bir şey üstünde konuşuyoruz.
Arkadan bir hanım omuzuma dokunup "Bu sesi dünyanın neresinde duysam
tanırım. Sizi yakından gördüğüme nasıl sevindim bilemezsiniz" dedi.
Tabii ki pek çok kişi yolda gördüğünde sevgilerini dile getiriyorlar
ama bu söz beni çok etkiledi.
Genelde insanlar yalandan nefret eder ama bazı durumlarda
da küçük yalan söylerler. Sizin söylediğiniz küçük yalanlarınız var
mı?
Var tabii. Özellikle kızıma. Onu bazı şeylere ikna etmek için küçük
yalanlar söylüyorum.
Arkadaşlık ve dostluk olgularının kafanızdaki tanımı nedir?
Hani evlenirken söylüyorlar ya, "İyi günde kötü günde, hastalıkta
sağlıkta" diye, işte arkadaşlık ve dostluk da benim için öyle. Çok
az dostum vardır benim. Ama eşim her zaman en iyi dostum olmuştur.
Başarının sırları neler, size göre?
Herkesin kendine göredir başarısının sırrı. Benimki herhalde sosyal
biri olmam. Bir şeyi çok istiyorsam mutlaka gerçekleştiririm. İnsan
ilişkilerim çok iyidir. Çalışkan olmak da başarıya giden önemli unsurlardan
biri.
Bayanların tutkusu alışverişe gelirsek. Alışveriş yaparken
nelere dikkat edersiniz? Nerelerden alışveriş yaparsınız?
Alışveriş benim hayatımın çok önemli bir parçasıdır. Bayılırım alışverişe.
Üzgün olduğum zaman, mutlu olduğum zaman, birini mutlu etmek istediğim
zaman sarıldığım yegane şeydir. Hiç tutumlu değilimdir. Sevdiklerime
hediye almayı çok severim. Her yerden alışveriş yaparım. Ama en çok
Amerika'da alışveriş yapmayı seviyorum. Türkiye'de inanılmaz fiyatlara
satılan markaların oradaki ucuzluğunu görünce, kelimenin tam anlamıyla
kendimi kaybediyorum.
Alışveriş sizin için bir ihtiyaç mı, yoksa bir zevk mi? Giyim
ya da yiyecek alırken nelere dikkat edersiniz?
Alışveriş benim için hem ihtiyaç hem de zevk. Kıyafetlerimde herşey
çok uyumludur. Alışveriş yaparken de aldığım herşey mutlaka bir eşyama
uymalıdır. Yiyecek alırken gittiğim belli yerler vardır. Anadolu Hisarı'nda
oturmama rağmen hala çocukluğumun geçtiği Göztepe-Caddebostan'dan
alışverişlerimi yaparım. Oradaki Kasap Ökkeş'ten etimi alırım. Oradaki
Asya Pazarı, Martı Markete giderim. Oradaki kuru temizlemecim, Manolya
Pastanem, Kuruyemişçim. Hep aynı yerden alırım.
Kıyafetleriniz de hangi renkleri tercih edersiniz?
Yeşil en sevdiğim renktir. Siyah, beyaz, ten rengi ve kırmızı en çok
tercih ettiğim renkler arasında.
Alışverişte olmazsa olmazlarınız nelerdir? Örneğin geniş bir
mağaza mı, yoksa mağaza çalışanlarının sizinle yakından ilgilenmesi
mi?
Mağaza çalışanlarının güler yüzlü olması çok önemli. Asık yüzlü insanlarla
asla görüşmem. Mutsuz ve problemli insanları hayatıma sokmam.Ve mağazadakiler
ilgisiz - asık suratlıysa derhal orayı terkederim. Bu gittiğim her
yer için geçerlidir.
Alışverişi tek başınıza mı yoksa ailenizle - arkadaşlarınızla
birlikte mi yaparsınız? En son kendinize ve sevdiklerinize neler aldınız?
Genelde tek başıma yaparım. En son kendime ve kızıma en çok almasını
sevdiğim şey olan ayakkabı aldım.
Alışverişte pazarlık yapar mısınız yoksa ürünün etiket fiyatına
bakmadan alır mısınız?
Acayip pazarlık yaparım ama tanınmış biri olduğum için bunu eskisi
kadar çok yapamıyorum.
Alışverişte çılgın para harcar mısınız? Yoksa bugünün yarını
olduğunu da düşünerek paranızı ona göre mi değerlendirirsiniz?
Maalesef bazen çılgın gibi para harcayabiliyorum. En sevmediğim huyum
tutumlu değilim. Yarınımı düşünürken hep endişeye kapılırım. Ama bir
yandan da "Bu dünyaya bir kere geliyorum, yarına sağ çıkacağım belli
değil" deyip, çok beğendiğim pahalı bir eşyayı alabiliyorum.
Size nasıl bir hediye alınmasından hoşlanırsınız? En çok kime
ve neler alırsınız?
Hediye olsun da ne olursa olsun. Ben çok küçük şeylerle mutlu olan
biriyim. En çok kızıma alıyorum. Tokalar, etekler, elbiseler, ayakkabılar.
Zaten biliyorsunuz çocuk eşyalarının hepsi o kadar güzel yapılıyor
ki, sanki hepsi "al beni" diye bağırıyor.
Ve aşk. Sizce aşk nedir?
Aşk müthiş bir şey. Ben aşık olduğum insanla evlendim. 10 yıldır da
büyük bir aşk yaşıyorum. Hiç eksilmedi. Hep arttı. Bazen araba kullanırken
radyoda dinlediğim bir şarkı bile beni yeniden eşime aşık edebiliyor.
Mutlu bir evliliğin sırları nelerdir?
Öncelikle saygı sonra sevgi. Benim eşim çok seyahat ettiği için birbirimizi
çok özlüyoruz. Bu da evliliği güçlendiriyor. Ama en önemlisi biz çok
iyi arkadaşız.
Hayatınızdaki en önemli insanlar kimler?
Hayatımdaki en önemli insanlar tabi ki kızım, eşim, annem, babam ve
kardeşim.
Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Genelde haber spikerlerinin hedefi ana haber spikeri olmaktır. Ben
şu anda ana haber spikeriyim. Ancak hafta sonları ve Ali Kırca'nın
yokluğunda onun yerini alıyorum. Şu anda olmak istediğim yerdeyim.
Ali Kırca'nın yaşına geldiğimde de o yerde olmak isterim. Ama şimdi
değil. Çünkü habercilikte tecrübe çok önemli. Ben 11 yıllık bir tecrübeye
sahibim. Bu da az bir tecrübe değil ama yeterli de değil. Bazen ara
verip başka programlar sunmayı bile düşünüyorum.
Haber spikeri olmak isteyen gençlere neler söyleyeceksiniz?
Herşey bir yana doğru ve akıcı konuşmak çok önemli. Ben pek çok spikerin
sesine ve okuma tarzına tahammül edemeyip kanal değiştiriyorum. Haberi
okurken ona ruh vermek lazım. Eğer düzgün konuşmuyorsan istediğin
okulu bitir, kendini dinlettiremezsin. Zaten düzgün konuşamayan, istediği
kadar diksiyon dersi alsın yine konuşamaz. Ben mesela diksiyon dersi
almadım. Bana bir gün Esen Ünür senin haber okumanı istiyorum dedi.
Ben "Bir diksiyon dersi falan alsaydım" dedim ama vaktimiz yoktu.
Kendi yeteneğim ve daha önce sunuculuk yapmış olmam o an için yeterli
oldu. Sonra tabii Erkan Oyal, Güler Kazmacı, Lami Sesar gibi çok değerli
isimlerle çalışarak kendimi yetiştirdim. Ama yeteneğim olmasaydı başaramazdım.
Eğer gençler bu mesleğe sahip olmak istiyorlarsa önce güzel konuştuklarına
inanmalılar, sonra diksiyon dersi almalılar ve sürekli gündemi takip
etmek için gazete okumalılar.
Ekran önünde neler hissediyorsunuz?
Masaya oturup mikrofonu taktıktan sonra başka bir dünyada yaşıyorum
ben. Eskiden tabii çok heyecanlanırdım. Ama o, tecrübesizliğin verdiği
bir heyecandı. Şimdi heyecanlanmıyorum diyemem çünkü işin içinde heyecan
var. Ne olacağını asla bilemezsiniz. Hazır bir akışla yayına başlarsınız
sonra kulağınıza "Abdullah Öcalan Yakalandı, ya da Sabancı Vuruldu"
gibi bir cümle söylerler bambaşka bir yayında bulursunuz kendinizi.
Bu örnekleri yaşadığım için verdim. Kameraman "Son 1 dakika" demiş
bekliyorduk. Sonra stüdyonun telefonu çaldı ve Abdullah Öcalan'ın
yakalandığını, önümdeki akışı unutmamı pek çok kişiye bağlantı kurulacağını
söylediler. Ben o gün kaç milletvekiline kaç bakana bağlandığımı hatırlamıyorum.
O bülten 15 dakika yerine 2 saati aşkın bir sürede bitti. Adrenalin
bu mesleğin en önemli unsuru. Sanırım bu işi yapanlar, bu heyecanla
yaşayanlar başka bir iş yapamazlar. Ben her gün aynı heyecanla o masaya
oturuyorum. Ve bu heyecanı çok seviyorum.
11 yıldır ATV kadrosundasınız. Ali Kırca ile çalışmak nasıl
bir duygu?
Tam 11 yıldır ATV'deyim. Bunun için kendimle açıkçası gurur duyuyorum.
Kurulduğundan bu yana aynı kanalda çalışan sanırım tek haber spikeri
benim. Ben hiç mesleğimle ilgili bir ödül almadım. Eskiden bunun için
hep üzülürdüm. Yeni mesleğe başlamış insanlar ödül alıyor ben niye
alamıyorum diye. Şimdi tabi her şeyin bilincindeyim. Ben zaten 11
yıldır ATV'de çalışarak ödüllerin en büyüğünü almış durumdayım. Ali
Kırca'yla çalışmak elbette çok büyük şans. Onu hala ders dinler gibi
izliyorum ben. Ama haberin mutfağında birlikte çalıştığım isimler
de en az onun kadar önemli. Ben de bu açıdan kendimi çok şanslı görüyorum.
Peki Ramazan ayı deyince aklınıza neler geliyor?
Ramazan bana hep çocukluğumu hatırlatır. Ramazan ayının ağustos ayına
yani en uzun günlere rast geldiği dönem biz babamın görevi nedeniyle
Mersin'de yaşıyorduk. O kadar zordu ki oruç tutmak o Mersin'in sıcağında.
İftar akşam 20.45'i buluyordu yanlış hatırlamıyorsam. Ben o zaman
ilkokula gidiyordum ve oruç tutmak çok isterdim. Ama hep karnım acıkır
dayanamazdım. Şimdi düşünüyorum da Ramazan ayı yavaş yavaş yine ağustos
ayına yaklaşıyor ve benim kızım da tıpkı benim gibi ilkokula gidiyor.
Sürekli oruç tutan biri değilim ama Kadir gecelerinde hep tutmaya
çalışırım. Geceleri mutlaka dualarımı okur öyle yatarım. Bunu kızıma
da öğrettim. Ama samimi bir itirafta da bulunmadan edemeyeceğim en
çok Ramazan pidesi yiyeceğim diye heyecanlanıyorum. Hoş artık istediğimiz
zaman pide bulabiliyoruz elbette. Ama yine de Ramazan ayında yemek
bir başka oluyor. Ramazan ayında beni en çok rahatsız eden şey ise
iftar saatine yakın herkesin bir trafik canavarı kesilmesi. O saatte
mümkün olduğunca araba kullanmamaya çalışıyorum. Çünkü herkes iftara
yetişmek için trafikte adeta savaşıyor. Eskisi kadar olmasa da Ramazan
ayı yine de bana huzur veriyor.
Ekim 2004 / Olay Gazetesi Ramazan Alışveriş Eki
|
|