SANEM ALTAN - Pembemsi
Hayata hep pembe gözlüklerle bakıyorum

'Armut dibine düşer' sözü sanki onun için söylenmiş bir söz. Çünkü henüz üniversite yıllarında çalışmak için başladığı muhabirlikte ilerledi, ilerledi, ilerledi. Şimdilerde ise mesleğinin en güzel günlerini yaşıyor.

Bazı hayatlar vardır, imrenerek baktığınız. Keşke yerinde ben olsaydım, keşke onun yaşadıklarını ben yaşasaydım, yaptıklarını ben yapsaydım diye... Sizin de kıskandığınız böyle insanlar ve hayatlar vardır mutlaka. Aklınızdan geçenleri bilemiyoruz ama Sanem Altan'ı kıskanabileceğinizi düşünüyoruz. Çünkü büyükbabası Çetin Altan, babası Ahmet Altan ve amcası Mehmet Altan... Hepsi de mesleğinin en üst noktasına gelmiş, kitapları binlerce satan başarılı kişiler. Siz de Altan ailesinin en küçük bireyini biraz daha yakından tanımak ister misiniz?

Sanem Altan kimdir?
Çok zor bir soru açıkçası. Hayatımdan çok memnunum. Çok sevdiğim bir işi yapıyorum, çok sevdiğim bir adamla evliyim ve hayatımızın kaderimiz olmadığına, aslında hepimizin istediğimiz hayatları kurabilecek her şeye sahip olduğumuza inandığım için her an her şeyi değiştirecek bir enerjiye ve pembe gözlüklere sahibim.

Dede, baba, amca... Sizin ailede gazeteciler ve yazarlar çoğunlukta. Gazeteci olmaya siz nasıl karar verdiniz?
Gazeteci olmaya üniversite üçüncü sınıfın yazında artık çalışmalıyım diye düşünürken karar verdim. 21 yaşındaydım ve çalışmak istiyordum. Aktüel dergisinde muhabirlik yapmaya başladım. Ailemin bunda etkisi vardı kuşkusuz. Çünkü çalışmalıyım diye düşününce ilk aklıma gelen şey yazı yazmaktı, gazetecilikti. Ve öyle başladı her şey. Yanılmadığımı şimdi anlıyorum, çünkü bu işi hala çok seviyorum.

Altan soyadını taşımak sizin için avantaj mı yoksa bir dezavantaj mı?
Altan soyadı benim için daima bir avantaj. Çünkü büyükbabam Çetin Altan'a, babam Ahmet Altan'a ve amcam Mehmet Altan'a sıradan bir okuyucu, sıradan bir televizyon izleyicisi olsaydım bile çok hayran olurdum eminim. Ve ne şanslıyım ki hayran olduğum insanlarla yaşıyorum. O harika adamlar benim akrabalarım. Bunun bir dezavantaj olduğunu hiç düşünmedim...

Gelelim bayanların tutkusu olan alışverişe. Alışveriş yaparken Sanem Altan nelere dikkat eder?
Bana neyin yakıştığı ile ilgili hayatımın her döneminde doğru bir fikrim vardır. O yüzden alışveriş yaparken bana yakışacak her şey ilgimi çeker. O gün para harcamayı çok istiyorsam çok pahalı bir şey de alabilirim ama hem alışveriş yapmak hem de cimrilik yapmak istiyorsam sadece beğendiğim şeyleri uzun uzun dener almadan dükkândan çıkarım. "Almadan" alışveriş yapmak da bana çok eğlenceli gelen bir şeydir.

Alışverişte olmazsa olmazlarınız neler?
Alışveriş yaparken mutlaka ama mutlaka kredi kartım yanımda olmalı. Sanırım onsuz hiçbir şey yapamam.

En son çevrenizdekilere ve kendinize neler aldınız?
Kendime küpe ve atkıyla fular aldım. Kocam İbrahim için de spor ayakkabı ve uzun zamandır arayıp bulamadığı Oscar Wilde'in yaşam öyküsünü anlatan kitabı aldım.

Alışveriş bütün dünyada geçerli bir sektör. Peki siz bu sektörün neresinde görüyorsunuz kendinizi?
Bu sektörün daima tüketici kısmında olmayı istiyorum. Ama çoğu zaman da beş altı ay alışverişe çıkmıyorum. Yani alışveriş yaptığı zaman çok eğlenen ve mutlu olan ama bunu da çok sık yapmayan bir tüketiciyim ben.

Bir mağazadan içeriye adımızı attıktan sonra nelere dikkat edersiniz?
Sanırım tezgâhtarların konuşkan, değişik seçenekler sunabilecek kadar zevkli ve yaratıcı olmaları benim için çok önemli. Güler yüzlü, zevkli ve kibar bir tezgâhtar bana her şeyi satabilir...

Marka takıntınız var mı?
Marka takıntım yok ama aldığım çoğu şey marka. Çünkü aldığım kotun, ayakkabının sağlamlığı, üzerimde duruşu, kalitesi bana her seferinde yine o markayı aldırıyor. Markanın ne olduğunun önemi yok ama o kaliteyi istiyorum.

Alışverişlerde sizi yönlendiren biri ya da biriler var mı?
Aslında yok ama annemin, babamın ve İbrahim'in zevkine çok güvenirim.

Halk pazarlarına gider misiniz?
Halk pazarlarına pek gitmiyorum ama evimizin orada kurulan pazara her hafta mutlaka giderim. Sebze, meyve alışverişi için. Evimin alışverişlerini kendim yapmayı seviyorum. Bir de Migros alışverişlerine bayılıyorum.

Alışverişlerde sizin için kalite mi, fiyat mı önemli?
Tek kelimeyle kalite... Tabii ki bir tokaya ya da bir atkıya da 100 milyon asla vermem.

Alışverişte cimri misiniz?
Cimri değilim. Beğendiğim şeyi genellikle alırım. Çünkü alışverişte makul bir şeyler istiyorum zaten.

Evinizin dekorasyonunu nasıl yaptınız?
Evimizin dekorasyonunu eşim İbrahim'le beraber yaptık. Çok az eşya, açık renk duvarlar, açık renk bir koltuk... Duvarlar Mehmet Gürel'in tablolarıyla süslenmiş, büyük bir kütüphane ve sadece kullanıldığı için orada olan aksesuarlar. Kül tablası, küçük büyük vazolar. Daima taze çiçek ve kumandalar tabii.

Son soru giyim tarzınız klasik midir yoksa spor mu?
Giyim tarzım spor. Düşük belli bir kot, üzerine siyah ya da beyaz bir atlet, ucu sivri topuklu çizmeler ve mutlaka küpeler. Ya da eşofman tarzı bol pantolon, spor ayakkabı ve yine bir atlet.

Nisan 2004 / Olay Gazetesi Bahar Özel Alışveriş Eki
Ana Sayfa | Şiirlerim | Röportajlarım | Objektifim | Kitabım | İletişim Formu
derya@deryauysal.net