NEJAT BİYEDİÇ- Futbol
Yeşil sahalarda bir İmparator

Kimi insanlar vardır hayallerindeki mesleğe ulaşmak için çok çaba sarf ederler, kimilerinin iş yaşamını ise adeta kader belirler. Tesadüfen bulunduğunuz bir ortam bazen yaşamınızı bütünüyle değiştirir, ya da mahvedebilir. Belki de kader orada olabilmeniz için günlerdir sizden habersiz çalışmalar yapmıştır. Nereden bileceksiniz? İşte Nejat Biyediç'in yaşamını da adeta bir gizli güç belirlemiş. Nasıl mı?

Çok uluslu, çok renkli bir coğrafya da, Bosna Hersek'te dünyaya geldiniz. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
1959 yılında Bosna Hersek'te doğdum. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversiteyi orada bitirdim. 5 yaşımda akordiyon çalmayı öğrendim. Okul yaşamım boyunca hep futbol oynadım. Ailem orta gelirliydi. Babam banka müdürlüğü yaparken, annem mağazada çalışıyordu. Birbirine çok bağlı bir aileydik.

Geriye dönüp baktığınızda kendi ülkenizi nasıl görüyorsunuz?
Etnik, kendine has güzelliği olan bir ülke. Hıristiyanlık dininin çeşitli mezhepleri ve Müslümanlık orada kesişiyor. Ancak geriye baktığımda savaşları da görüyorum.

Bosna Hersek savaşı sırasında neredeydiniz? Neler yaşadınız, neler hissettiniz? Türkiye'nin tutumu nasıldı?
Bu normal bir savaş değil, bence son yılların en büyük soykırımı. Yaklaşık 200.000 kişi öldü. Savaşta insanlar evlerini, mallarını, eşyalarını, en önemlisi sevdiklerini kaybettiler. Çok sakat kalan kişi oldu. Ben savaş başlamadan önce Türkiye'deydim. Ülkeme gittikten 5-6 ay sonra savaş başladı. 1.5 sene orada kaldım. Türkiye bize her zaman çok destek oldu. Çünkü Türkiye'nin en yakın kültürü biziz. Gerek yaşam tarzı gerekse fiziksel görünüş olarak birçok ortak yönümüz var...

Futbol, hayatınıza nasıl girdi?
11 yaşında mahallemizde düzenlenen futbol turnuvasıyla spor yaşantım başladı. Yaşadığım mahallede sürekli futbol turnuvaları yapılıyordu. Benim yaş kuşağımda o zamanlar tek eğlence futboldu. Okuldan eve geldiğimizde yapacak başka eğlence yoktu. Ne bilgisayar ne internet, ne de cafeler... Düzenlenen futbol turnuvalarına katılmakta büyük bir akıllılık ettiğimi düşünüyorum. Çünkü okulumu aksatmadan sporuma devam edebiliyordum. Ancak o zamanlar da şimdilerde olduğu gibi futboldan para kazanılmıyordu. Çünkü turnuvalardan sonra yaşadığımız şehirdeki takımlarda forma giymeye başlıyorduk. Bizim için en büyük mutluluk buydu. Dünyadaki her şeyden daha değerliydi. Şehir takımında oynayan futbolculara büyük bir ayrıcalık yapılıyordu.

Sırasıyla hangi takımlarda oynadınız ve hangi takımları çalıştırdınız?
Kendi ülkemde "Mostar Velez" takımında oynadım. Türkiye'de ise Bursaspor'da forma giydim ve jübilemi de bu takımda yaptım. Yani takımlar arasında fazla gezinmedim.

Bursaspor'da uzun yıllar forma giydikten sonra aynı takımın antrenörü olmak nasıl bir duygu?
Futbol bir hastalık. İnsan başladıktan sonra bırakamıyor. 1990 yılının Temmuz ayında jübilemi yaptıktan sonra Bosna Hersek'te eğitim aldım ve Bursaspor'u çalıştırmaya başladım. Oysa ben ekonomi bölümünden mezunum. Kendi işimi bir kez olsun yapmadım. Benim için futbol her zaman ön planda oldu... Hiçbir zaman futbolsuz bir hayat düşünemedim. Bana göre biz sporcular ve sanatçılar ayrıcalıklı insanlarız. Çünkü hem sevdiğimiz işi yapıyoruz hem de para kazanıyoruz.

Aynı takımda futbol oynayıp, daha sonra teknik direktörlük yapmak size oyuncuları motive etme konusunda nasıl bir avantaj sağlıyor?
Ben, Bursaspor formasını çok sevdim. Bursaspor'da forma giydikten sonra takımın başına geçmek elbette ki futbolcuları motive etmek, maça hazırlamak konusunda büyük bir avantaj sağlıyor. Bunun artılarını her zaman gördüm. Ama futbolcularla ilişkilerini ayarlayan her antrenör bunu rahatlıkla gerçekleştirebilir.

Taraftarın desteği ne kadar önemli sizin için?
Bursaspor taraftarı her zaman, her yerde müthiş... Bize, özellikle de bana, gördükleri her yerde sevgi gösterisinde bulunuyorlar. Bir markette alışverişe gittiğim zaman bile karşılaştığım insanlar bana Bursaspor'u ve geleceğini soruyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor. Taraftar sürekli Bursaspor'la ilgileniyor ve takımın başarısı için elinden geleni yapıyor. Elbette Bursaspor'un da maç kaybedeceği zamanlar olacaktır. Ben o zaman da bize destek olmalarını istiyorum. Çünkü biz büyük bir camiayız.. Başarı için kırgınlıklara ve dargınlıklara yer olmaması lazım.

Sizin Bursaspor sevginizin büyüklüğü herkes tarafından biliniyor. Peki bu Bursaspor sevgisi nereden geliyor?
Benim Bursaspor'a olan sevgim, ilk kez formasını giyip sahaya çıktığım günden başlıyor. O günden itibaren taraftar beni bağrına bastı. İşin gerçeği sevildiğim bir yerde çalışmak bana güç ve güven veriyor... Bursa ve Bursalı taraftarlarla nasıl bir bağımız olduğunu bilmiyorum ama, ben aramızdaki bu bağdan dolayı mutluluk duyuyorum.

Elvir Baliç'in yıldız olmasında sizin payınız büyük. Nasıl gerçekleşti bu olay?
Baliç gerçekten çok yetenekli bir futbolcu. Eğer bize gelmeseydi başka bir yerde Baliç yine keşfedilirdi. Ben Baliç'e sadece şans verdim, kendisi yeteneklerini değerlendirmesini bildi. Bursaspor'da çok iyi top oynadı. Bundan sonra da yapacakları ile Baliç, futbola hizmet edecektir diye düşünüyorum.

Bursaspor sizce geçen sezon hedeflerine ulaşabildi mi?
Geçen sene Ekim ayında takımın başına geldiğimizde Bursaspor 8 haftada üç puan almıştı. Takımın durumu çok kötüydü. Oyuncuların motivasyonu bitmiş, taraftar kopmuştu. Üç sene önce de Bursaspor'u çalıştırmıştım. O zaman borcu olmayan bir takım vardı. Aradan üç yıl geçmiş, borçlu ve küme düşmeye oynayan bir takımla karşı karşıya kaldık. Önümüzde kocaman bir lig maratonu var ve bu maraton süresince taraftarlarımızın yüzünü güldürmek istiyoruz.

Süper Lig'de mücadele eden Bursa'nın tek takımını nasıl bir sezon bekliyor?
Bursaspor öncelikle sağlam bir birinci lig takımı. Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik krizi de göz önünde bulundurursak, takım için en iyi transferleri yapmaya çalıştık. Takıma yeni isimler kazandırdık. Öncelikle geçen sezonun yükünü üzerimizden atarak, üst sıralarda hedeflediğimiz noktalara gelmek istiyoruz. Daha fazlası için de, temelini attığımız çalışmalarımız devam ediyor.

Takımın başarısında ya da başarısızlığında oyuncuların payı nedir?
Bir takımın en önemli unsuru sporculardır. Sporcu olmadan takım hiçbir şey yapamaz. Yöneticilerden, futbolculara, hatta basına kadar herkes uyum içerisinde olmak zorunda. Takımın da başarı potansiyeli bu şekilde artar. Örnek vermem gerekirse geçtiğimiz sezon Fenerbahçe şampiyon oldu. Ama maç kaybettikten sonra bile taraftarları hava alanında destek vermeye devam etti. Hiç kimsenin moralini bozacak bir durum söz konusu olmadı... Bu da elbette başarıyı getiriyor.

Futbol yaşamınızda ne kadar kalacak? Bununla ilgili planlarınız neler?
Bursaspor'dan kopmak çok zor bir iş. İşini seven ve takımla ilgilenen biri olduğum için de 24 saat futbol düşünüyorum. Bu da beni yoruyor, ancak bu tatlı bir yorgunluk. Ne zaman bırakırım, nereye kadar devam eder bilemiyorum...

İşiniz aile yaşamınızı ne kadar etkiliyor?
Siz de takdir edersiniz ki yoğun tempoda çalışıyoruz. Özellikle ligler başladıktan sonra kendimize ayıracak fazla vakit bulamıyoruz. Ancak ailem bana her konuda destek oluyor. Kamp dönemlerimizde ve deplasmanlarda eşim Mirna ile kızımız Anya'nın büyük yardımlarını görüyorum. Zaman içerisinde onlar da tempoya alıştılar. Ben de futbolun dışında elimden geldiğince onlara zaman ayırmaya çalışıyorum.

Kızınızla aranız nasıl? Sinirli ve otoriter bir baba mısınız?
Kızım Anya Bursa'da doğdu, şimdi 12 yaşında. Onunla bir baba kızdan çok iki iyi arkadaş gibiyiz. Şimdiye kadar pek sorunumuz olmadı ama, bundan sonra ergenlik döneminde neler yaşarız bilemiyorum.

Eşiniz Mirna Hanımla nasıl tanıştınız? Hala eşinize âşık mısınız?
Biz eşimle çocukluk arkadaşıyız. Onunla beraber büyüdük desem doğru olur. En önemlisi bizim uzun yıllara dayanan bir arkadaşlığımız, dostluğumuz var. İkinci sorunuza gelirsek eşime tabi ki hala aşığım. Eşim her geçen gün yıllanmış şarap gibi güzelleşiyor... Sevgim ise hiç azalmadı.

Sizce evlilikte başarılı olmanın şartları neler? Eşinize evde yardımcı oluyor musunuz?
Ben eşlerin arasındaki uyuma inanan bir insanım. Eğer bir evlilikte mutluluk aranıyorsa mutlaka diyalogların çok güzel olması gerekiyor. Kavga, gürültü, patırtı yerine karşılıklı sevgi, saygı ve anlayış olmalı... Evinizdeki mutluluk ve paylaşım da doğal olarak iş yaşantınızı etkiliyor. Evinde güzel bir beraberliği yakalamış kişilerin çevreyle de uyumu söz konusu... İki yerde yakalanan mutluluk da hayatı kolaylaştırıyor. Birebir sorunlarla karşılaştığınızda daha kolay çözüm bulabiliyorsunuz. Ev işlerine gelirsek... Evde her zaman yardımcımız olduğu ve yoğun bir tempomuz bulunduğu için ev işleriyle pek ilgilenemiyorum. İtiraf edebilirim: Evde bir tek mangal yakmak işi bana aittir. Onun dışında çok da güzel kahve pişiririm...

Bursa'daki yakın arkadaşlarınız kimler?
Bursa'da çok güzel dostluklar edindim. Örneğin; Engin Yörük, Mustafa Koçer, Metin Ceylan ve Fikret Üstenci ile ailece görüşüyoruz.
NEJAT BİYEDİÇ'İN "EN"LERİ
En sevdiği yemek: Etli yaprak sarması.
En sevdiği içecek: Kahve ve beyaz şarap.
En sevdiği tatlı: Tatlı yemiyorum, çikolata seviyorum.
En sevdiği meyve: Üzüm.
En sevdiği çiçek: Gül.
En sevdiği renk: Mavi.
En sevdiği gece mekanı: Gagalini.
En sevdiği sinema sanatçısı: Yılmaz Erdoğan.
En sevdiği şarkıcı: Jeniffer Lopez.

FOTBOLCULARIN GÖZÜNDEN NEJAT BİYEDİÇ
Adnan Örnek (Yardımcı antrenör): Nejat öncelikle benim en yakın arkadaşım. 1986-1990 yılları arasında aynı sahada top koşturduk. Bu yüzden ben Nejat'a antrenörüm gözüyle bakmıyorum. Futbol bilgisi hakkında konuşmaya gerek bile yok. Çünkü ne kadar başarılı olduğunu herkes bilir.

Ender Alkan (Orta saha): Nejat hocamız, disiplinli, çalışkan, hırslı bir futbol ustası. Futboldaki en ince ayrıntılara bile dikkat ediyor.

Murat Sözkesen (Forvet): Hocamız çok iyi niyetli birisidir. Bence de en büyük zaafı bu. Futbolun içinden geliyor olması, futbolcularla arasındaki diyalogları kolaylaştırıyor.

Şenol Karagöl (Kaleci): Futbolculardan, taraftarlara, yönetimden Vakıfköy çalışanlarına kadar herkesle çok iyi anlaşıyor, herkes tarafından çok seviliyor. Oyunculuktan geldiği için, futbolculara nasıl davranılması gerektiğini çok iyi bilir.

Fatih Şen (Orta saha): Azimli, otoriter, çalışkan ve usta bir antrenör.

Serkan Polat (Orta saha): Çok disiplinli. Özellikle gençlere fazla önem veriyor. Ayrıca hırslı bir kişiliğe sahip.

Eylül - Ekim 2001 / Bursa Life Dergisi
Ana Sayfa | Şiirlerim | Röportajlarım | Objektifim | Kitabım | İletişim Formu
derya@deryauysal.net