MELİKE BİRGÖLGE - Yazarlık
Yazmanın getirdiği mutluluk

Lise ve üniversite yıllarında hayatının rotasını çizen Melike Birgölge, şimdilerde bunun ne kadar yerinde bir karar olduğunu piyasaya yeni çıkarttığı kitabı "Buluştuk Konuştuk" ile doğruluyor.

Onun ilk kitabı, büyük marketlerin birinde kendim için alışveriş yaparken gözüme çarptı. Canlı, renkli, cıvıl cıvıl ve uzaktan "beni al" dercesine bakan kapağına vuruldum ilk olarak. Sonra içeriği dikkatimi çekti. Toplam 31 kişiyle yapılmış dolu dolu röportaj... Soru sorma tekniğinin her röportajda biraz daha değiştiği, röportaj yapılan kişinin hayatıyla ilgili önemli ipuçlarının her soruda saklandığı, sayfaların peş peşe çevrildiği... Kısacası bu röportajlar yani Melike Birgölge'nin "Buluştuk Konuştuk" isimli kitabı mutlaka okunmalı.

Yazmak ne şekilde ve ne zaman girdi hayatınıza?
Liseyi bitirdiğim yıl, 'Ben meslek olarak ne yapmalıyım, ne yaparken mutlu olurum?' düşüncesi dolaşırken aklımda, bir baktım şiirler yazıyorum kendimce. Üniversite dönemi ve sonrasında dört yıl şiirler yazdım, paralelinde yazılar yazmaya başladım. O zamanlar yazının ilerde mesleğim olacağını düşünmezdim. Yazılarım paralelinde röportajlar yaparken buldum kendimi. Yıllardır da keyif aldığım işi yaptığım için mutluyum.

Yazmak sizce zor bir eylem mi yoksa kolay mı?
Yazmak aslında kolay bir eylem ama bazen yazıya başlamak zor oluyor. Yeter ki yazmaya bir başlayayım, gerisi geliyor.

Şiir mi? Roman mı? Hikâye mi? Röportaj mı?
Hepsinin önemli bir yeri var benim için. Öncelik sırasına koymam zor. Ne de olsa bu türlerin ortak paydası yazı.

İlk kitabınız 'Buluştuk Konuştuk' geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Bu kitabın yaratılma aşaması için neler söyleyeceksiniz?
O öyle bir süreç ki... Röportajların seçilip, yazılıp, düzeltilmesi, önsöz ve teşekkür sayfalarının yazılması, kapak tasarımı, matbaaya girişi... Matbaaya girdikten sonraki o bir hafta basım süresince uykular mı kaçmadı, iştahlar mı kapanmadı? Çok çektirdi çok. Şaka bir yana kitabı elime alınca... Bu arada kitaba benim kadar emek veren Yakamoz Yayıncılık'a teşekkür etmeden geçemeyeceğim.

Kitabınızda toplam 31 kişi ile yapılan röportaj var. Bu röportajlar arasında en çok beğendikleriniz hangisi?
Kitabımdaki röportajların hepsini beğeniyorum. Çünkü kiminde bir şeyler öğrendim, kiminde güldüm, kiminde şaşırdım, kiminde düşündüm. Ama yaptığım röportajların hemen hepsi röportajdan çok iki arkadaş sohbeti gibiydi.

İkinci kitabınız için yine bu tarzı mı düşünüyorsunuz?
Evet, röportaj kitabımın ikincisinin çıkmasını istiyorum. Ama ondan önce başka kitap projelerim var. Bakalım, yayınevim ne diyecek?

Kitabınıza gelen olumlu ve olumsuz tepkiler neler?
Okuyanlardan ve röportaj yaptığım ünlü isimlerden öyle güzel tepkiler geldi ki... Kitabımın arkasına, Duygu Asena, Mehmet Y. Yılmaz ve İclal Aydın'ın, hakkımdaki yazdıkları da çok önemli ve gurur vericiydi benim için. Bu tür olumlu tepkiler beni mutlu ediyor tabii ki. Bu arada olumsuz tepki gelmedi.

Bir röportajcının en önemli özelliği nedir?
Bence iyi bir röportajcı; röportaja gideceği kişinin hayatını çok iyi araştırmalı ve sorduğu sorular, bir önceki röportaj sorularından daha iyi olmalı diye düşünüyorum.

Röportajları derleyip, kitap haline getiren ünlüler arasında Ayşe Arman, Sedef Kabaş ve son olarak Can Dündar var. Siz bu tarz bir kitap hazırlarken, korktunuz mu?
Korku değil de bu tür kitapların sayısının artmasını çok istiyordum hâlâ da istiyorum. Röportaj türü kitapların sayısı artmalı. Çünkü iyi sorularla yapılmış röportajlar okumayı çok seviyorum. Benim gibi röportajlar okumayı seven bir kitle olduğunu düşünüyorum. Belki de röportaj okumayı sevmemdir, beni röportajlar yapmaya yönlendiren.

Ailenizde yazı yazmaya meraklı kimler var?
Babam gençliğinde kendince bir şeyler karalarmış ve edebiyata meraklıdır.

Yazar olmak isteyen, dergi veya gazetede yazmak isteyen gençlere neler söylemek istersiniz?
Bu konuda bir şey söyleyecek konumda değilim henüz. Ama rahmetli Sakıp Sabancı'nın dediği gibi 'Çalışmak - çalışmak - çalışmak'. Hakikaten çok doğru. Benim takip ettiğim yol şuydu: 1- Çalışmak 2- Okumak 3- Yazmak 4- Kimseye ve olumsuzluklara aldırmadan bildiğim yolda devam etmek, asla yılmamak 5- Az önce saydıklarım kadar önemli olan da sabır ve zaman.

Röportajlara gitmeden önce neler yaparsınız? Nasıl bir hazırlık aşaması geçirirsiniz?
Öncelikle mutlaka ama mutlaka röportaj yapmaya gideceğim kişinin hayatını araştırıp, okurum. 'Neler yapmış, bugünlere nasıl gelmiş?' diye. Sonra da sorularımı hazırlarım.

Röportajları kolay yazar mısınız yoksa yazıyla uğraşır mısınız?
Röportajları kolay deşifre ederim, röportaj konuklarım röportajda ne demişse kelime kelime yazarım. Yazıyı da dediğim gibi kolay yazarım, yeter ki bir başlayayım.

Gelelim Melike Birgölge'ye. Hayatta mutlu olmak için Melike Birgölge neler yapar? Sizin mutluluklarınız nelerdir?
Beni şiir - yazı yazmak, röportaj yapmak, sevdiğim işi yapıyor olmak, yaptığım işin beğenilmesi, seyahat etmek, müzik dinlemek ve başarıya ulaşmak gerçekten mutlu eder. Kitabımın çıkması da inanılmaz mutlu etmişti beni. Bir de İstanbul...

Yaşamda sınırları zorlamak nereye kadar?
Hiçbir şekilde yılmadan sonuna kadar. Çünkü hangi konuda olursa olsun sebatla sınırları zorlamak, bir, üç, beş, on, birinde olmazsa diğerinde sonuca ulaşıyor.

En büyük hayal kırıklığınız nedir?
Ne mutlu ki, çok büyük bir hayal kırıklığım olmadı.

Ve aşk. Aşk nedir?
Aşk... Tanımını yapmak... Aşk üzerine yazdığım yazılarda, kendimce aşkın tanımını yapmaya çalışıyorum belki de.

Hayatta zevk aldığınız işler neler?
Klasik olacak ama yazmak, okumak, müzik dinlemek, internette gezinip, bilgilenmek, puzzle yapmak ve bazen de yemek pişirmek zevk alarak yaptığım işler arasında.
Okuduğunuz yazarlar kimler?
Ayşe Kulin, Can Dündar, İclal Aydın, Duygu Asena, Nermi Uygur, Ayşe Arman, Hıncal Uluç, Gülse Birsel, Mehmet Y. Yılmaz, Gulriz Sururi, Pakize Suda, Zülfü Livaneli, Bekir Coşkun, Gabriel Garcia Marguez, Montaigne...

Sizin Türkiye'de örnek aldığınız kişi ya da kişiler kim?
Selahattin Duman'ın esprili ve düşündüren yazılarını, Duygu Asena'nın anlaşılır ve akıcı yazılarını, Ayşe Arman'ın şeffaflığını ve en olmaz, kimsenin sormaya cesaret edemediği sorular sorabilme özelliğini, Hıncal Uluç'un 'Sevgi' üzerine yazdığı yazılarını, Can Dündar'ın aşk üzerine yazdığı romantik yazılarını, Nermi Uygur'un yaşamla ilgili yazılarını, Emin Çölaşan'ın sözünü sakınmadığı yazılarını, İclal Aydın'ın hayatla ve kendisiyle ilgili yazdığı şeffaf ve insanın yüreğindeki en kuytu yerlere dokunan yazılarını... Tüm saydığım yazarların bu özelliklerini kendime örnek alıyorum.

e-kolay.net'te röportajlarınız yayınlanıyor. Bunun dışında okuyucularınıza nasıl ulaşıyorsunuz?
Mail adresime gelen e-postalarla.

Bir okuyucu tarafından yüz bin kez mi okunmak istersiniz yoksa yüz bin okur tarafından yüz bin kez mi?
Tabii ki yüz bin okur tarafından yüz bin kez okunmak isterim. Çünkü yazdıklarınız böylelikle daha çok insana ulaşacak.

Sizinle ilk röportajı yapan kimdi?
Benimle ilk röportaj yapan sizsiniz. İşim gereği soruları hep ben soruyordum. Cevap veren taraf ben oldum şimdi. Dikkat çekmek güzel bir duyguymuş. Teşekkür ederim size.

Son soru çalışmalarınızın kitap haline dönüşmesi nasıl bir duygu?
Kelimelerle anlatılmaz... Kitabım matbaadan geldiğinde ilk elime aldığım an... O an var ya ... Hiçbir şeye değişmem o duyguyu. Tarifini yapamayacağım kadar çok mutlu olmuştum.

Eylül 2004 / Olay Gazetesi Eğitim Eki
Ana Sayfa | Şiirlerim | Röportajlarım | Objektifim | Kitabım | İletişim Formu
derya@deryauysal.net