Kenan Bengü - Voleybol
|
Elveda
Voleybol
Voleybol Milli Takımı'nın başarılı kaptanı Kenan Bengü, yarın yapacağı
jübileyle 25 yıl ter akıttığı salonlara veda ediyor.
Voleybolda dev bir isim sahalara "hoşçakalın" diyor. Bir dönem Bursa'da
formasını taşıdığı Sönmez Filament'te de fırtınalar yaratan Kenan
Bengü, 25 yıllık aktif sporculuk yaşamına yarın nokta koyacak. Babasının
teşvikiyle spora adımını atan ve ilk anlarda basketbolda filizlenmeye
başlayan Bengü, ani bir kararla voleybola başlamış. "Geriye dönüp
baktığımda basketbolu bırakıp voleybolu tercih etmiş olmamın hiçbir
zaman pişmanlığını duymadım" diyen Bengü, Voleybol Milli Takımı'nı
dünya şampiyonasına taşıyan isimler arasında bulunmanın da derin mutluluğunu
yaşıyor. Bursa'daki voleybol yaşantısında kent halkının bu spora gösterdiği
ilgiye övgü dolu sözler kullanan Bengü, "Bursa halkı şampiyonluğa
oynayan takım istiyor. Bu atmosferi yaratan takım kim olursa olsun
peşinden gidiyor" sözlerine yer veriyor. Ve onu bu günlere getiren
iki numaraydı. Yarın, Burhan Felek'te son kez iki numaralı formasını
giyerek sevenlerine el sallayacak. Hoşçakal Kenan... Seni hiç unutmayacağız.
Altınyurt Kulübü'nden sonra sırasıyla hangi kulüplerde oynadınız?
Spora ilk kez Altınyurt'ta başladım. Ardından Genel Sigorta'ya buradan
da Sönmez Filament'e transfer oldum. Bir sezon Bursa takımında forma
giydikten sonra Fenerbahçe'ye gittim. Ancak ayrılığım uzun sürmedi
ve yeniden Sönmez Filament'e gelerek iki sene daha oynadım. Akabinde
Eczacıbaşı, Galatasaray, Fenerbahçe, İstanbul Büyükşehir Belediyesi
ve son olarak İstanbul Yatırım Altınyurt'ta forma giydim.
Sönmez Filament forması giydiğiniz yıllarda Bursalıların voleybola
bakışı nasıldı?
Gerek Sönmez Filament'te, gerekse Milli Takım maçlarımızda Bursa seyircisinin
voleybola inanılmaz bir ilgisi vardı. Atatürk Spor Salonu maç başlamadan
saatler önce dolardı. İnanır mısınız, bir o kadar seyirci de dışarıda
kalırdı. Keşke Bursa'nın Voleybol 1.Ligi'nde mücadele eden takımları
daha üst seviyelere gelse de, kent halkının voleybolda özlemini duyduğu
lig şampiyonluğunu yaşatabilseler.
Jübile kararı almanızda ki etken neydi?
Ben tam zamanında voleybolu bıraktığıma inanıyorum. İstesem 2-3 yıl
daha aktif spor yaşantımı sürdürebilirdim. Ancak ben istemiyorum.
İnsanın spor yaşantısını zirvedeyken noktalaması bence çok güzel bir
olay. Oynamaya devam kararı verseydim, belki zorlanacağım ya da sakatlanacağım.
Sakat bir Kenan olarak sahalara veda etmek yerine zamanında ve en
önemlisi zirvedeyken bırakmak en doğru tercihtir. Doğru bir karar
aldığımı düşünüyorum. Diğer projelerle spora olan özlemimi gidereceğim.
Belki voleybolu çok özleyeceğim. Ama ben bunun bir geçiş süreci olduğunu
düşünüyorum. Her sporcu benim geçtiğim süreçlerden geçecek ve bir
gün son noktayı koyacak.
Jübilenizi yaptıktan sonra voleybola hangi sahada hizmet vereceksiniz?
Kuzenlerimizle birlikte All Sports ve Master adında açtığımız organizasyon
şirketlerimiz var. Bu şirketlerde öncelikle plaj voleyboluna ağırlık
veriyoruz. Kıyısından, köşesinden elbette hayatımda voleybol olacak.
Jübile yapacak olmam benim bu branşı unutmama etken değil. Gençlere
ve çocuklara sporu öğretmek için antrenörlük yapabilirim. Antrenörlük
derken sadece voleybol antrenörlüğünü kastetmiyorum. Aynı zamanda
kayakta öğretebilirim. Ancak neler yapacağım konusunda bir acelem
yok. Bugün jübilemi yaptım, yarın antrenör olarak sahalara döneyim
diye bir düşünceye sahip değilim. Altınyurt Spor Kulübü'nde altyapı
çalışmalarına devam edebilirim. Yapmak istediğim en kapsamlı proje
ise, Türk voleybolcular ve antrenörlerimiz ne yazık ki yurtdışında
spor adına ne gibi gelişmeler oluyor bilmiyorlar. İşte benim üzerinde
durduğum proje burada hayata dönüyor ve yurtdışından edineceğim bilgileri
onlara aktaracağım. Jübileyle hayatımda aslında değişen bir şey olmayacak.
Çizdiğim yolda yaşantım devam edecek.
Hayranlarınızın jübilenize ne gibi tepkileri oldu?
Son yıllarda özellikle voleybol branşının görsel ve yazılı basında
daha fazla yer alması nedeniyle biz sporcuları tanıyanların sayısı
arttı. Uzun yıllar aynı branşa hizmet etmenin de bunda büyük bir etkisi
var. Beni gördüklerinde imza istiyorlar, fotoğraf çektirebilir miyiz
diyorlar. Yanıma gelmeye çekinen kişiler bile oluyor. Bu tip hareketler
beni son derece memnun ediyor. Beni tanıdınız mı diye soranlar da
oluyor. O kişileri tanımak zorundaymışım gibi hissediyorum kendimi.
Şunu unutmamak da lazım. Sokakta tanınmak insanlara ayrıcalık kazandırmıyor.
Bunun bilincine varmak lazım. Diğer yandan jübile yapacağımı öğrenen
hayranlarımın tepkisiyle de karşılaştım. Voleybola vedanın erken olduğunu
düşünen kişiler de oldu. Vedanın benim gibi tam zamanı olduğunu düşünenlere
de rastladım. Ancak bu bir gerçek. Eninde sonunda aktif spor yaşantımı
noktalayacağım. Sonuçta bu benim kararım ve tüm hayranlarımın buna
saygı duyacağına inanıyorum.
Çalışma stilinden etkilendiğiniz antrenörler var mı?
Benim sporcu kimliğiminin gelişmesinde babam Mehmet Fuat Bengü'nün
çok büyük rolü var. Oyuncu ve antrenör olarak ondan çok şeyler öğrendim.
Babamdan sonra gençlik yıllarımda milli takımda çalıştığım Herrera
Del Geto'dan etkilendim. İkisi de benim hayatımda önemli yere sahip
kişiler.
Yıllarca iki numaralı formayla mücadele ettiniz. Neden iki
numara?
Ben Altınyurt'un yıldız takımında oynarken A takımda pasör Selim ağabeyimiz
vardı ve forma numarası üçtü. Benim oynadığım yıldız takımda ise iki
tane pasör vardı. Her ikimizde üç numarayla oynamak istiyorduk. Aramızda
bu yüzden gizliden gizliye bir mücadele vardı. Babam, arkadaşım Ünsal'la
olan bu çekişmeyi fark ederek "Senin forma numaran iki olsun, dünyadaki
bütün pasörlerin forma numarası ikidir" dedi. Bunun doğruluğunu daha
sonra fark ettim ve hep iki numaralı formayı giydim. Milli Takımda
da forma numaram değişmedi.
Milli takım formasını giydiğinizde neler hissediyordunuz?
Kulüp takımlarında da birçok başarıya imza attık. Ancak milli takımda
elde edilen başarıların çoğu benim de formasını giydiğim yıllara rastlıyor.
Bu benim spor yaşantım için çok onur ve gurur verici bir durum. Ayrıca
261 kez milli takım formasını giymek ve kaptanlığını üstlenmek kelimelerle
anlatılacak bir şey değil.
Milli takımda çalıştığınız antrenörleriniz kimlerdi?
Ben 25 yıllık spor yaşantımda tam 33 antrenörle çalıştım. Milli takımda
çalıştığım antrenörler arasında başta babam Mehmet Fuat Bengü geliyor.
Daha sonra Herrera Gel Geto, Akif Üstündağ, Cengiz Göllü, Enver Göçener,
Semih Oktay, Şakir Tunçkov, Şükrü Çobanoğlu, İsmail Vuran, Cahit Erdoğuş
çalıştığım ve etkilendiğim diğer isimler oldu.
Hiç unutmadığınız bir anınız var mı?
1997 yılında İtalya'da oynadığımız bir turnuvadan çıkarak Dünya Şampiyonası'na
gitmeye hak kazandığımız maçın, benim için çok büyük önemi var. İlk
gün Finlandiya maçını kazandık, ikinci gün İtalya'ya yenildik. Üçüncü
gün ise Belçika'yı herhangi bir sonuçla yendiğimiz takdirde Japonya'ya
gitmeye hak kazanabiliyorduk. Üzerimizde herhangi bir baskı yoktu.
Kazanırsınız ya da kazanamazsınız diye bizi olumsuz yönde etkileyen
kişiler de yoktu. Ancak maçta kendimi çok sıkmışım herhalde, maç bittikten
sonra Dünya Şampiyonası'na gitmeye hak kazandığımızı anons ettiklerinde
ağlamaya başladım. Bu daha önce hiçbir maçta yapmadığım birşeydi.
Maçlardan sonra sporcuların ağlamasını çok normal buluyorum. Ağlayanlara
tepki gösterilmemesi gerekiyor.
Oğlunuzun da kendiniz gibi sporcu olmasını istiyor musunuz?
Türkiye'de sporcu olmanız rastlantılara kalmış bir şey. Ben Kadıköy
semtinde oturmasaydım, belki de Altınyurt Kulübü'nde spora başlayamazdım.
Kulübe yakın oturmamız, babamın sporun içinden gelen biri olarak beni
desteklemesiyle bugünlere geldim. Ben evlendikten sonra da Kadıköy'de
oturmaya devam ettim. Doğal olarak oğlum da oturduğumuz semtte voleybol
oynamaya başladı. Evimizde sürekli voleybol konuşuluyor. Oğlumun da
sporu seçmesi ve bu yola baş koyması beni mutlu ediyor. Hiçbir zaman
spor yapıyorum diye okul hayatını aksatmıyor. Türkiye'de ailelerin
görüşüdür, çünkü dersleri kötü gittiği zaman hemen spordan çocuklarını
çekerler. Oysa ben, çocukların spora devam etmeleriyle derslerinin
de düzeleceğine inanıyorum.
KENAN BENGÜ KİMDİR?
1961 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Kenan Bengü'nün çocukluğu Kadıköy
- Altunizade semtlerinde geçmiş. Henüz 8 yaşındayken babası voleybol
antrenörü Mehmet Fuat Bengü'nün teşvikiyle spor salonlarına adımını
atan Kenan Bengü, 4 yıllık basketbol yaşantısının ardından 1972 yılında
voleybolu seçerek bu yolda ilerlemeye karar vermiş. İlk kez Altınyurt
Kulübü yıldız voleybol takımında forma giyen Kenan Bengü, Anadoluhisarı
Spor Akademisi bölümünden mezun oldu. 1979 yılında Milli Takım'a seçilen
Bengü, 1982 yılından itibaren milli formayı sürekli giyme başarısı
gösterdi. 261 kez milli olan Kenan Bengü, çalıştığı antrenörler arasında
en çok etkilendiği antrenörün babası olduğunu söylüyor. Bengü, "Voleybol
tekniğini, bir pasörün nasıl düşünmesi gerektiği konusundaki bilgileri,
kısacası bu sporun kurumsal bilgilerinin hepsini ondan öğrendim" itirafında
bulunuyor.
Eylül 2000 / Bursa Hakimiyet Gazetesi
NOT: Derya Uysal bu röportajı ile Bursa Gazeteciler Cemiyeti
2000 yılı "Spor Röportaj" dalı başarı ödülü kazanmıştır.
|
|