JANSET - İş kadınlığı
"İş kadınlığını seviyorum"

Dizilerin sempatik ve aranan oyuncusu Janset, oyuncu kimliği altında yaptığı işin, iş kadınlığı olduğunu belirterek dününü, bugününü, yarınını ve hayallerini anlattı.

Yıllarca röportaj yapmak için insanların peşinden koşturursunuz ancak bir türlü bir araya gelmek nasip olmaz. Çünkü onlar hep yoğundur. Ne çekimleri, ne programları, ne defileleri ne de köşe yazılarını hazırlamaları bitmez. Öte yandan televizyon dizilerinde gördüğünüz-beğendiğiniz "Neredesin Firuze'nin" Zafer Plaza'daki galasında karşılaştığınız Janset'le konuşmak ise çok kolaydır. Utana sıkıla yanına giderek "Size sorularım var, acaba cevaplar mısınız?" demek yeterlidir. Çünkü yeşil gözleriyle etrafa hep pozitif enerji dağıtan Janset'in ağzından hemen dökülmeye başlar cevaplar. Bu röportajın bu kadar kolay olması için zannetmeyin ki araya birileri girdi. Röportajın kolaylığı Janset hanımın aldığı eğitimden ve işine saygısından kaynaklanıyor. Bundan emin olabilirsiniz.

Alışverişle aranız nasıl?
Ben alışveriş yapmayı sevmiyorum. Bir şeye ihtiyacım varsa o anda görüp, beğenmeliyim ve almalıyım. Genellikle alışverişlerimi asistanımla birlikte yapıyoruz. Açıkçası asistanımla uzun süredir tanıştığım için alışveriş yaparken hiç zorlanmıyoruz. Marka takıntım olmadığı için her yerden kıyafet alabiliyoruz. Asistanım yurtdışına çok sık gittiğinden dolayı bana oralardan da kıyafet alabiliyor. Yeri geliyor pazardan bir parça alıyoruz yeri geliyor çok şık bir mağazadan seçim yapıyoruz. Aldığımız tek parça ürünü bile evdekilerle kombin yapabiliyoruz. Hemen hemen her rengi sevdiğim için renkler konusunda da kararsız kalmıyoruz. En çok sevdiğim renkler ise mor, yeşil, turuncu, kırmızı ve mavi.

Giyim tarzınız nedir?
Giyim tarzım spordur. Klasik giyinmem gerektiğinde bile spor giyime yakın tasarımları tercih ediyorum. Çünkü kıyafetlerin içinde rahat etmem gerekiyor. Eğer rahat edemezsem ben o kıyafeti rahat taşıyamam.

Hayatınızda hiç başkalarının kıyafetlerini görüp kıskanarak keşke o kıyafet ben de olsa dediğiniz oldu mu?
Kimsenin kıyafetlerini kıskanmıyorum açıkçası. Tarzım ayrı olduğu için kimsenin kıyafetlerini de kıskanmama gerek kalmıyor. Eteğini görüp beğendiğim oluyor, kazağını görüp beğendiğim oluyor ama açıkçası çok şık giyinmiş, keşke o kıyafet ben de olsaydı dediğim kimse yok.

Markaya inanır mısınız?
Tabii ki inanırım. Türkiye'de gayet güzel ve şık markalar var. 36 beden dediğiniz zaman kıyafetler üzerinize oturuyor ve hiç potluk yapmıyor. Bir kolu kısa bir kolu uzun olmuyor, ya da düğmeleri eksik, üzerinizde dar durmuyor. Dikişler bana göre çok önemli. Örneğin Hakan Yıldırım'ın tarzını çok seviyorum. Ama ondan aldığım kıyafetlerimin üzerine perşembe pazarından da seçim yapıp bir şeyler alabilirim. Bu açıkçası benim tercihimdir. Yani kıyafetlerle kıyafetlerin uyumunu yapmak lazım. Yoksa aldığınız pantolonu sadece üzerine koyduğunuz kazakla giyebilirsiniz.

En son kime ne aldınız?
En son müzisyen sevgilim Tarkan Gözübüyük'e bir pantolon aldım. Ben repçimiyim dedi ve pantolonu beğenmedi...

Özel hayatınızla fazla gündeme gelmiyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz? En önemlisi de erkek arkadaşınıza nasıl vakit ayırıyorsunuz?
Ben özel hayatımla gündeme gelmek için ya da gelmemek için çaba sarf etmiyorum. Ama özel hayatımla çok fazla ilgilenilmemesi beni mutlu ediyor. Sevgilim konusuna gelince bu aralar birbirimize vakit ayıramıyoruz. Sadece günaydın ve iyi geceler diyerek hayatımızı yaşıyoruz... Her hafta çeşitli konulardan dolayı görüşemediğimiz oluyor. Geçenler de "Sevgilim bu hafta beni affet" dedim. Benim cümlemi bitirmemden sonra Tarkan'da aynı cümleyi kurdu. Aynı yoğunluğu yaşadığımız için problem olmuyor. Ben nasıl setlerden setlere koşturuyorsam Tarkan'dan stüdyo da "Mor ve Ötesi" grubunun albümünü hazırlıyor. Vakit ayıramamak tek taraflı olsa idi vicdan azabı duyardım. Ama karşılıklı olduğunda buna gerek kalmıyor.

Ufukta evlilik ya da anne olmak var mı?
Her ikisi için de çok erken.

Burcunuz?
İkizler, yükselenim ise başak. Tez canlılığım, aceleciliğim, çok konuşuyor olmam ve konudan konuya atlamam hep ikizlerin özelliği. Başak olarak da çok titiz, düzenli, prensipli ve iş kadını ruhu taşıyan biriyim. Yani ikizler ve başak karışımıyım...

Gelelim ilk filminiz Neredesin Firuze'ye. Filmde sevdiğiniz adam ünlü olmaya çalışan biri. Size göre Türkiye'de başarılı olmak için kimler neler yapıyor?
Türkiye dersek herşey çok çok farklı... Cem Yılmaz'ın espri olsun diye söylemiş olduğu bir lafı var "Eğitim şart". Çok doğru ve altı çizili bir cümle. Eğer bilgili ve kültürlü olabilseydik bu kadar kolay bir şekilde bir yerlere gelmek istemezdik. Aynı versiyon yarışmaların çok sık yapıldığı günümüzde farkımızı korur ona göre davranırdık. Her yarışmanın birincisi açıkçası başarılı olmuyor. Eğer buna hazırlıklıysanız üstesinden gelebilirseniz başarı için şartlanmadıysanız ne ala... Zorluklarla baş edebilecek bir yapıya sahipseniz kolay kolay yenilmiyorsunuz. Ama filmden de anlaşılacağı gibi her şey dört dörtlük gitmiyor. Her an her şey olabilir. Bu hepimiz için geçerli.

Siz sevdiğiniz için kendi hayatınız da böyle büyük bir fedakarlık yapar mısınız?
Kimse için hayatımı çok fazla değiştireceğim farklı, radikal bir karar vereceğimi zannetmiyor. Şu yaşıma geldim ve hep kendi isteklerim doğrultusunda hareket ettim. Kararlarımdan dolayı da hiç pişmanlık duymadım. Başkasının zorlamasıyla hiçbir şey yapmadım. Başkalarının zorlamasıyla bir iş yaparsam kendi kendime bunun hesabını vermesi çok zor olur. Yıllarca bir yoldan gidiyorsunuz ama bir anda karar değiştirip tam tersine bir karar veriyorsunuz. Ben açıkçası beni böyle sevenlerden ve kabul edenlerden yanayım.

Kendi filminizin dışında son dönemde en çok hangi filmleri beğendiniz?
"İnşaat" çok beğendim bir film. Tam bombaların patladığı bir döneme denk geldiği için bu filmin kim vurduya gittiğini düşünüyorum. Çünkü "İnşaat" senaryosuyla ve oyuncu kadrosuyla inanılmaz güzel bir film. Bence rahat bir ortamda gösterime girseydi daha fazla ilgi çekerdi. Ayrıca "Dokuz" filmi var. Beni çok şaşırtan ve eğlendiren bir film. Sinemada gururla seyrettiğim en iyi film. Yine kimseler onun üzerinde fazla durmadı. Konusu ve oyuncuları ile hareketli bir filmdi...

Bundan sonraki projeler neler?
Elbette yeni projelerim olacak. Sürekli ufak - tefek teklifler alıyorum. Benim bu işe çıkarken ilk amacım sinemaydı. Bunun devamının da gelmesini istiyorum. Yani sadece "Neredesin Firuze" ile kalmasın sinema hayatım. Kalacağını da zannetmiyorum zaten...

Son dönemlerde sizin de seyretmekten büyük keyif aldığınız diziler hangisi?
"Bir İstanbul Masalı" ve benim oynadığım "Patron Kim?". Dizileri seyrederken kamera açılarından oyuculara, kıyafetlerden çekim yapılan yerlere, senaryodan konusuna kadar her şeyi dikkatlice izliyorum. Ben artık bir oyuncudan çok bir seyirciyim. Ders çalışıyor gibiyim.

"Patron Kim" dizisinde başarılı bir iş kadınını canlandırıyorsunuz? İş kadını olmayı ister miydiniz?
Ben zaten iş kadınıyım... Yaptığım meslek oyunculuk olarak gözükse bile ben de bir iş kadınıyım. Sabah evimden çıkıyorum setlere gidiyorum. Benim oynadığım bütün tiplerin ortak özelliği ayakları yere basa, çalışan ve başarılı bayanlar. Ama bu bayanların tek derdi sevgiden yana şanssız olmaları... İş kadını olmaktan da son derece memnunum. Ben 19 yaşımdan beri kendi paramı kendim kazanıyorum. Babamdan para istemek bana ağır geldi. Kendi paramı kendim kazanmam ve kazandıklarıma yön verebilmem açıkçası büyük bir lüks. Bu lüksü de yaratmaktan son derece memnunum. Çalışmanın insanların fikirlerine ve düşüncelerine, kısacası hayata karşı büyük önemleri olduğunu görüyorum.

Tiyatroyu ya da sinemayı seçmek isteyen arkadaşlara neler önerirsiniz?
Çok iyi düşünsünler. Bu işler hiç oyuncak edilecek şeyler değil. Ben böyle düşündüğüm ve titiz olduğum için dikkat ediyor da olabilirim. Bazı şeyler çok kolay görünüyor ama emin olun kolay gözüken şeyler hiç de o kadar kolay değil. Olayların derinine indiğiniz zaman nelerin kolay nelerin kolay olmadığını anlıyorsunuz. Ben bu işe gönül verdim ve bu işi çok seviyorum diyorlarsa, fedakârlık yapacaklarına inanıyorlarsa bu mesleği seçebilirler. Gün gelecek sabah 08.00'den ertesi sabah 08.00'e kadar çalışmaları gerekecek. İçleri kan ağlasa bile sahneye çıkıp şaklabanlık yapacaklar... Sürekli göz önünde olduğunuz için insanlar sizi ve hayatınızı merak ediyorlar. Dışarı da dolaşırken bile gözlerin üzerinizde olduğunu bilmek ve ona göre yaşamak...

Peki, tüm bunlardan şikâyetçi misiniz?
Yooo... Çok fazla hayatıma burnunu sokan yok. Ben 10 senedir bu piyasanın içersindeyim ve insanlar artık beni tanıyorlar. Ben her zaman işimi ve evimi ayıran biriyim. Benim açıkçası hiçbir zaman işime müdahale eden olmadı. Bunun artılarını da gördüm. Kendime ait prensiplerim var. Çok fazla ortalıklarda dolanan biri değilim. Basın da bu konuda saygılı ve anlayışlı, seyirci de.

Son olarak Bursalılara neler söylemek istersiniz?
Ben Bursa'ya çok sık giden gelen biriyim. Bursalıları ve Bursa'yı çok seviyorum. Bursalıların da melekleri onlarla birlikte olsun. Bizi güzel bir şekilde ağırladıkları için çok teşekkürler.

Mart 2004 / Olay Gazetesi Genel Alışveriş Eki
Ana Sayfa | Şiirlerim | Röportajlarım | Objektifim | Kitabım | İletişim Formu
derya@deryauysal.net