İkbal Gürpınar
|
Sevgisi
gözlerinden okunuyor
Programlarıyla, şiir kasetleriyle, kitabıyla ve devamlı gülümseyen gözleriyle hafızalara yer edinen İkbal Gürpınar, hayatı hakkında Olay Gazetesi Alışveriş ekine bazı ipuçları verdi.
Onu yıllar önce tanıdık. Sunduğu programlardaki enerjisi ile ekran başındakileri kendine bağladı. Bunun yanında İkbal Gürpınar, yüzünden eksilmeyen gülümsemesiyle her zaman farklı olduğunu doğruladı. Son günlerde Samanyolu TV'de sunduğu 'Kimse Yok Mu?' isimli programıyla alkış toplayan İkbal Gürpınar'ın şiir albümlerini de dinlemeyen yok gibi. Siz de onu daha yakından tanımak istiyorsanız röportajın tamamını okuyun.
"İçimden Geldiği Gibi" isimli kitabınızda en büyük pişmanlıklarınızın yaptıklarınız değil, yapmadıklarınızın olduğunu söylüyorsunuz, İkbal Gürpınar'ın hayatta yapmadığı neler var?
Bir enstrümanı mükemmel çalmak ve bir yabancı dili yine mükemmel konuşabilmek. Bir de kızım olmasını çok isterdim, olmadı, hayırlısı...
Ailelere, gençlere hep mesajlar veriyorsunuz. Sizin hayatınızda size fikir veren, sizi yönlendiren insanlar var mı?
Elbette fikirlerini önemsediğim, tecrübelerinden yararlandığım kişiler var. Süeda Yengem, Nadir Karakaş gibi. Ama her zaman kafamdakilerle harmanlayıp kimi zaman gönlümün, kimi zaman aklımın sesini dinlerim.
İkbal Gürpınar küçük şeylerle mutlu olmasını seven biri. Peki hayatın İkbal Gürpınar'a
en büyük ödülü ne?
Yaşam elbette!!!!!
Zamanında size kendi istediğinizle evlenme izni verilmemiş. Şimdi evliliği düşünüyor musunuz?
Deli gibi aşık olursam neden olmasın? Her şeyiyle kabul edebileceğim, beni ben olduğum için sevecek ve tanınmışlığımdan rahatsız olmayan, kitap okumayı, hayatı seven biri çıkarsa karşıma ne ala. Ama önceliğimde evlilik yok diyebilirim.
Şöhret sahibi olmakla birlikte hayatınızda neler değişti?
Sevdiklerimle fazla zaman geçiremiyorum, bu beni üzüyor. Tanınmışlıkla beraber üzerinize düşen görevler de artıyor. Bazen hayatımı ben yönlendiremiyorum mesela, herkes zaman ayırmamı bekliyor kendisine haklı olarak. Ama her gün yeni insanlarla tanışıp eskisi gibi hayatınızı sürdüremiyorsunuz. Ve bir lokantada yemeğiniz soğumadan yemek yiyemiyorsunuz.
Kitabınızda sizi üzenleri affettiğinizi söylüyorsunuz. Hatalı kişileri affetmek kolay mı?
Hiç kolay değil, belli bir olgunluğa erişmediyseniz... Nefsiniz sürekli sizi dürtüyor, intikam al, göster ona gününü diye. Ama bir süre sonra anlıyorsunuz ki hayat çok kısa. Neden bu kısa süreyi, ona buna kızarak geçireyim ki? Hazreti İsa'nın bir sözü var "Yalnızca seni sevenleri değil düşmanını da seveceksin. Sadece seni seveni seversen ne için ödül alacaksın?" İnsanları affedip aslında kendi ruhumu rahatlatıyorum ben.
Hayatınızda pes etmeyerek sonuna kadar gittiğiniz neler var?
Okulumu bitirmem bence en iyi örnek. Ya da yaşanan onca sıkıntıya rağmen hayatta kalmayı başarabilmek. Allah hiç kimseyi gördüğünden geri koymasın. İnançsız bir insan olsaydım, o işsiz ve boğazıma kadar borçlu olduğum günlerde ölümü düşünebilirdim. Böylece iki dünyamı da mahvederdim. İnatla yaşadım anlayacağınız! Tüm aksiliklerin inadına!
Yemek yemeği gerçekten çok mu seviyorsunuz?
Evet! Benim için inanılmaz keyifli bir şey yemek yemek. Türkiye'nin neresinde ne yenir siz bana sorun. Mükemmel bir damak tadım var, inanın. Zaten görünüşümden anlıyorsunuzdur...
Yapmaktan hoşlandığınız yemekler neler?
Elti böreği, soğan çorbası, değişik sebze yemekleri, sayamam ki...
Oğlunuz Alper'le ilişkileriniz nasıl? Sizi eleştirdiği zamanlar oluyor mu?
Şu sıralar hiç olmadığımız kadar iyiyiz. Gelişme çağında olduğu için geçen senelerde epey didişiyorduk, şimdi iyiyiz çok şükür. Hem anne, hem baba olmak çok zor. Babanın yerini tam alamıyorum tabii. Ama o çok olgun bir çocuk, babasının yokluğunu fırsat bilip hiç yanlış şeyler yapmadı. Onu çok seviyorum. Çok sorumlu bir vatandaş olmam kimi zaman onu sıkıyor. Yollarda problem görsem hemen gerekli yerlere telefon ederim... O da her şeye yetişmek zorunda değilsin, biraz da başkaları ilgilensin diyor ama ben duramıyorum ki.
Sıkıntılı günlerinizde bir gün bu noktaya geleceğinizi hiç düşündünüz mü?
Hep hayatımda iyi şeyler olacağını düşündüm.'Bir gün mutlaka' dedim her zaman. Her şey inanmakla başlamıyor mu zaten?
Hayatınızda size enerji veren kimler ve neler var?
Güler yüzlü insanlar, her gün gözlerimi açabilmek, bir insanı mutlu edebilmek, yanlış yoldan döndürmek bana enerji verir. Bir de toprakla oynamak ve her gün en az bir kez banyo yapmak.
Hayat felsefeniz "Bir gün bir şey olmak için bugün bir çok şey öğrenmem lazım" Peki hayatta öğreneceğiniz neler var?
O kadar çok şey var ki, hani bir düşünürün de söylediği gibi: "Bilmediklerimi ayaklarımın
altına koysam, başım arşa değerdi." Aynen öyle... Daha çoook küçüğüm, bilgiye açım.
Herkesin dünyaya bir geliş nedeni var. Sizin dünyaya geliş nedeniniz nedir?
Belki insanlara umut, sevgi dağıtmak, onların morallerini düzeltmek, hayatlarını sorgulamalarına vesile olmak. Sizce?
Yeni bir kitap projesi var mı?
Var, yazmaya başladım. Aceleye getirmeyeceğim, sindire sindire yazıyorum. Biraz felsefi bir kitap olacak çünkü.
Yazar olmak isteyen gençlere neler söylemek istersiniz?
Bol bol okusunlar, kelime hazinelerini geliştirsinler. Anadilimizi çok iyi öğrensinler. Bence yazar olmayı düşünmeyenler de sık sık yazsın; insanı öyle rahatlatıyor ki...
Alışverişle aranız nasıl? Alışveriş yaparken nelere dikkat edersiniz?
Alışverişi çok severim. İhtiyaçlarım ne alacağımı belirler. İhtiyacım olmayan şeyleri alıp da dolapta küflenmesine izin vermem. Bir yılda iki kez giymiyorsam bir kıyafeti hemen işine yarayacak birine hediye ederim. Alışveriş yaparken tezgâhtarı yorduysam ayıp olmasın diye satın alabilirim bir şeyleri. Her şey de olduğu gibi alışverişte de çok hızlıyım. Bir yerden bir şey aldıysam başka vitrinlere hiç bakmam. Daha ucuzunu veya daha güzelini görüp de canımı sıkmamak için... Alınmış alınmıştır o kadar! Aldatıldığımı anlarsam vay o dükkanın haline! Ayaklı gazete gibi çalışırım valla.
Marka takıntısı olan biri misiniz yoksa pazarlardan da kıyafet alır mısınız?
Hiç marka takıntım yoktur. Her yerden alışveriş yapabilirim. Ama her zaman çok pahalı yerlerden kaçınırım.
Modacı olsaydınız ne tarz kıyafetler dikerdiniz?
İçinde kendimi rahat hissedebildiğim kıyafetler dikerdim herhalde.
Sizin giyim tarzınız nedir?
Yerine göre değişiyor. Mesela sunduğum programda çok şık giyinmemem gerekiyor. Mağdur insanların evine şıkır şıkır gidilmez. Gündelik yaşamda ise alabildiğine rahat kıyafetleri tercih ediyorum.
En sevdiğiniz renkler ve modacılar kimler?
Turuncu, kırmızı, mavi ve siyahı çok seviyorum. Konfeksiyon tercih ediyorum. Modacıların çoğu ne yazık ki sadece defilelerde giyilebilecek kreasyonlar hazırlıyor.
Alışverişte cimri misiniz?
Asla değilim. Ama kastettiğiniz şey ucuzu dururken aynı kalitedeki malı sırf ismi var diye bir yerden alıp almamamsa cevabım hayır olacaktır. Şunu da söyleyeyim, alışveriş beni her zaman rahatlatıp mutlu etmiştir.
Son olarak Bursalı hayranlarınıza neler söylemek istersiniz?
Onları çok seviyorum. Bu arada İkbal'den Masallar isimli bir albüm çıkarıyorum. Benimle ilgili olarak gerekli bilgileri www.ikbalgurpinar.com adresinde bulabilirler.
İKBAL GÜRPINAR KİMDİR?
1969 Kırıkkale doğumlu, gülmeyi, güldürmeyi, ama kimi zaman da içinden geldiği gibi ağlamayı becerebilen biri. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü mezunu. 1992'de Türkiye Polis Radyosunda profesyonel sunuculuğa başladı. 1994 yılında TRT'de "25.Saat" isimli müzik eğlence programıyla televizyona adım attı. Bir yıl sonra çeşitli kozmetik firmalarında organizasyon yöneticiliğine başlayıp, 11.000 kişiye
"Pazarlama ve motivasyon teknikleri" dersleri verdi. 1998'de yine televizyon dedi ve o tarihten bu yana önce TRT GAP Televizyonu'nda "Bu Sabah" ardından TRT 1'de "Nane Limon Kabuğu" isimli programları sundu. TRT 4'te uzun yıllar iletişim rehberlik, psikoloji, etkili ve güzel konuşma dersleri verdi. Hasvak'ta bir yıl gönüllü hemşirelik ve Ankara
Belediye Hastanesi'nde psikiyatri bölümündeki hastalara makrome öğretmenliği yaptı. TODAİ'de düzenlenen seminerlerde ithalat ve ihracat elemanı sertifikası aldı. Türk Dil Kurumu ve Karaman Valiliği'nde Türkçe'yi en iyi kullanan yarışma sunucusu seçildi. (2003) Yıllardır sayısız kurultay, tıp kongreleri, şuralar, açılış törenleri ve festivallerde sunuculuk yaptı. Birçok radyo spotu seslendirdi. Limon Prodüksiyon isimli bir şirket kurdu. Halkla İlişkiler Uzmanlığı'nı halen kendi şirketinde devam ettiriyor. Samanyolu Televizyonunda Yüzük Taşı programını sunan Gürpınar şu anda ise aynı kanalda "Kimse Yok Mu?" adlı programı sunuyor. İkbal Gürpınar 1999 yılında "Simidin İki Yarısı" 2001'de ise "İkbal Gürpınar 2" isimli iki şiir albümü yaptı. Ezberinde yüzlerce şiir bulunan İkbal Gürpınar'ın "İçimden Geldiği Gibi" isimli bir de kitabı var.
Nisan 2004 / Olay Gazetesi 23 Nisan Özel Eki
|
|