HALİT ERGENÇ - İnsan
|
Mütevazı,
içten, dürüst: HALİT ERGENÇ
Tiyatro sahnelerinin ve dizilerin başarılı oyuncusu Halit Ergenç,
sadece ezberlediği rollerin değil, insan olma rolünü de başarıyla
yerine getiren bir sanatçı. Güler yüzlü tavırlarıyla girdiği her ortamda
dikkat çeken Ergenç, bu ay ki söyleşi konuğum.
Yanılmadım bu kez de yanılmadım... Pazar günü kendisiyle yapılan röportajı
televizyonda seyrederken ilk olarak içtenliği ve samimiyeti dikkatimi
çekti. Hayatını ve hayallerini anlatırken kendisinin ulaşılması zor
bir yıldız olmadığı izlenimini veriyordu. Haklıydı da. Özel bir firmanın
tanıtım gecesi için Bursa'ya geldiğinde konuşma fırsatı buldum Halit
Ergenç'le. Yoğun bir günün ardından "merhaba" derken bile hayatının
vazgeçilmezlerinden biri olan "deniz"den rengini aldığı gözlerinin
içi gülüyordu.
30 Nisan 1970 İstanbul doğumlusunuz. Öncelikle çocukluğunuzdan
bahsedelim. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
Çocukluğum güzeldi. Ben çok severim çocukluğumu. Sokakta çok oynadım.
Ağaçlara tırmandım, hopladım, koşturdum, hayvanlarla oynadım, zevkliydi
yani. Eğlenceli olduğu kadar benim için en karlı olan da tabiatla
iç içe olmamdı. İstanbul ve Avşa'da büyüdüm. 6 kardeş olduğumuz için
kalabalık bir aile grubuna sahibim.
Çocukluğunuza dair en güzel anınız nedir?
Bir sürü anım var, hangisini anlatsam acaba? Hepsi çok güzel... Biz
öğrenciyken henüz ikinci köprü (Fatih Sultan Mehmet) yapılmamıştı.
Oradaki alan boştu. Boğaziçi Üniversitesinin kampüsü de yapılmamıştı.
Oradaki boş alana çingeneler, kalaycılar gelirdi. Atlarıyla çadır
kurarlardı. Biz onlarla ahbaplık yapardık. Kuzular, inekler... Biz
İstanbul'un ortasında kuzularla, ineklerle koştururduk. İstanbul'da
ben böyle yaşadım.
1989'da Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimlerine kayıt yaptırdınız.
Ancak Mimar Sinan Üniversitesi Opera ve Müzikal Tiyatro Oyunculuğu
Bölümünü bitirdiniz. Neden deniz bilimleri?
O biraz ailenin etkisi ile oldu. Anne tarafındaki erkeklerin hemen
hemen hepsi iş idarecisi, inşaat mühendisi, uçak mühendisi, işletmeci...
Ben de denizi çok sevdiğim için tereddüt etmedim. Altı tane seçenek
hakkım vardı ve seçimimi yaptım. Kazandım, ama ikinci senenin ortasında
bana göre olmadığını anladım. Öğretilen derslerin bana göre denizle
hiçbir bağlantısı yoktu, ama kimilerine göre de çok önemliydi. O sıralar
konservatuara girmeyi düşünüyordum. Şarkı söylemeyi çok seviyordum
ve bu konuda kendimi engelliyemiyordum. Ailemden ufak - tefek tepkiler
aldım ama "siz mutlu oluyorsanız, herkes mutlu" oluyor.
Deniz
sizin için neyi ifade ediyor?
Hayat, su... Yaşam için gerekli. Benim için deniz çok önemli. Ben
genelde kulaç atmam zaten denizde dipten giderim, dalarım. Dalmayı
çok seviyorum.
Oyunculuk da önemli işlere imza attınız? Kara Melek, Baba, Böyle mi
Olacaktı, Ölümün El Yazısı, Hiç Yoktan Aşk, Dedem - Gofret ve Ben,
Kumsaldaki İzler, Zeybek Ateşi, Azad, Zerda, Tranvay, Şapkadan Babam
Çıktı, Esir Şehrin İnsanları ve son olarak Aliye. İçlerinden en çok
sevdiğiniz dizi ve rol hangisi?
Hepsini çok seviyorum. Ama tadı damağımda kalan "Baba" dizisindeki
Kartal rolü var. Oradaki Kartal'ı ben çok sevmiştim. Bıçkın ve enteresan
bir delikanlıydı. Çok başarılı isimlerle ve güzel bir ekiple çalışmıştık
o dizide. ATV'de Zerda'dan önce yayınlandı. Sonra "Zerda" geldi ve
herşey değişti... Bir de "Esir Şehrin İnsanları'ndaki" rolümü seviyorum.
Aslında hepsini seviyorum, sevmediğim yok yani...
ATV'de yayınlanan Aliye dizisi hakkında bilgi alabilir miyiz?
"Aliye" bir aile dramı. Bir çok ailenin yaşadığı türden bir hikaye.
Bir çift var severek - aşık olarak evlenmişler. Ancak araya rutin
olaylar girince her şey sıradanlaşmış. Adam kendine dışarıda eğlence
buluyor. Kadın bunu öğreniyor ve İstanbul'a geliyor. Adam için şansızlık
da kadın için şans tabii ki bunu öğrenmesi. Kadının iki çocuğu var.
Bu süreçten sonra yaşanan gelişmeler anlatılıyor.
Bundan sonraki hedefleriniz?
Sinema filminde oynamak istiyorum. Ayrıca sinema filmi yazmak istiyorum.
Yazmaya başladım ama oturup bir türlü toparlayamadım. Olacak inşallah.
Ama gerçekten zor bir iş.
34 yıllık yaşantınızda dönüp geriye baktığınızda pişmanlık
duyduğunuz bir şeyler var mı? Ya da özlemini duyduğunuz?
Yaa pişmanlığım yok. Çünkü yaşadıklarından insan illaki bir şeyler
öğreniyor. Mutluluklarım ise çok. En zor zamanlarımda bile yaptığım
işlere bakarak yoluma devam ediyorum. Yapılan bir sürü işler var.
Eskisi kadar denize giremiyorum, onu özlüyorum. Deniz bana çok yarıyor
çünkü.
Tiyatroyu seçmek isteyen gençlere neler söylemek istersiniz?
Çok zor. Yani şöyle bir şey söyleyeceğim, gerçekten tiyatro yapmak
istiyorlarsa seçsinler. Bu meslek bir su. İçlerinde böyle bir şey
varsa zaten yaparlar, bundan kaçamazlar. Suyun içinde de kaybolmak
istemiyorlarsa akıllı davransınlar. Akıllı davranmaktan kastım okusunlar,
araştırsınlar, zamanlarını boşa geçirmesinler. Zaman akıyor ve çok
hızlı akıyor. Ve biz akarken zamanın hızlı aktığının farkında değiliz.
Konservatuara gitsinler, yurtiçinde ya da yurt dışında okuma imkânları
çok fazla. Gözlerinde hiçbir şeyi büyütmesinler. Bu beni aşar, ben
bunu yapamam demesinler. Gerçi bu dediğim her meslek sahibi kişiler
için geçerli. Yani yapacağım desinler ve olayların üstüne gitsinler.
Sahneye
çıkmadan önce yaptığınız bir şey var mı? Yani uğuruna inandığınız...
Derin bir nefes alırım, gözlerimi kapatırım ve ortamın kokusunu almaya
çalışırım. Ortamın içine girdikten sonra da yoluma devam ederim.
Hayalini kurduğunuz ya da ben oynasaydım dediğiniz bir rol
var mı?
Yaa, tiyatrocuların hep böyle bir durumu vardır demi. Şunu oynasaydım,
bunu yapsaydım. Dizilerle ilgili bir isteğim yok ama zihinsel özürlü
ya da spastik birini oynamak istiyorum. Özellikle de sinemada...
Oyunculuğun dışında Halit Ergenç neler yapar? Biraz da sizi
tanıyabilir miyiz?
Ben çok güzel müzik dinlerim. Gece hayatım fazla yoktur. Bursa'da
Sait diye bir arkadaşım var. Tüm müzik ekipmanlarımı ve kasetlerimi
ondan alıyorum. Bugün arkadaşımı da ziyaret ettim. Benim ana işim
müzikaldir zaten. Tango, caz dinliyorum şu aralar. Arap müziği var.
Türkçe müzik dinlerim. Erkan Uğur, İsmail Hakkı, Bülent Ortaçgil,
Zuhal Olcay, Mazlum Çimen. Dinlerim de dinlerim yani...
Rakip dizileri izliyor musunuz?
Tabii. Bu da işin bir parçası. Neler yapmışlar, nasıl yapmışlar...
Çok fazla televizyon izleyemesem de onlara bakmaya çalışıyorum.
Peki, Halit Ergenç'in alışverişle arası nasıl?
Çok iyi. Her yerden alışveriş yaparım.
Alışveriş yaparken nelere dikkat edersiniz?
Ben çok detaycıyım. Alacağım ürünün çok iyi yapılmasına, dikilmesine,
bitirilmesine dikkat ederim. Almış olmak için bir şeyi almam. Parası
hiç önemli değildir. Önemli olan benim o ürünü beğenmiş olmam.
Alışveriş de olmazsa olmazlarız neler?
Hiç aklımda olmayan şeyleri de alırım, çok düşünerek de alışveriş
yaparım. Ama genelde giderim bakarım, gezerim, gezerim, gezerim...
Eğer içime sinen bir şeyse hemen alırım ama sinmemişse almam. Kimisi
de ilk gördüğünü beğenir ve alır.
Çok teşekkür ederim bu keyifli söyleşi için.
Asıl ben teşekkür ederim, benimle röportaj yaptığınız için.
Aralık 2004 / Olay Gazetesi Yılbaşı Alışveriş Eki
|
|