Gözde AKKILIÇ- Kardelenler
|
"Kardelen"
çiçeği...
Hayattaki tüm olumsuzluklara rağmen Gözde Akkılıç gülümsemesi ve kendine
güveni ile hepimizden bir adım ötede.
Kitap dünyasının önemli isimlerinden biri olan Ankaralı arkadaşım
Ümit Çıkrıkcı'nın "mutlaka okumalısın" diye hediye ettiği kitabın
yazarı Gözde Akkılıç. İsminden, hatta kitabın kapağından etkilendiğiniz
ve iki günde bitirebileceğiniz eser sizi uzaklara hem de çok uzaklara
götürüyor. Öyle ki kitabın sayfalarını çevirirken gün içersinde canınızı
sıkan ve görmek istemediğiniz kişilere karşı daha anlayışlı davranmayı
öğreniyorsunuz!!! Deneyin, farkını siz de göreceksiniz.
Öncelikle Gözde Akkılıç'ı tanıyabilirmiyiz? Seni diğer insanlardan
farklı kılan nedir?
Beni dünyaya getiren bayan 3 günlükken hastanenin ziyaret saatinden
yararlanarak kaçmış, polisler ve mahkeme her yerde onu aramış ama
hiçbir yerde bulunamayınca polisler beni, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme
Kurumu'na teslim etmiş. Bu süreç içerisinde birçok aile beni evlat
edinmiş fakat sağlık sorunlarımı öğrenince geri vermiş. 10 aylık olana
kadar Çocuk Esirgeme Kurumu'nda kalmışım, 10 aylıkken kader ailemle
yollarımızı birleştirmiş, birçok sağlık sorunum olmasına rağmen ailem
beni geri vermemiş ve bütün zorluklara birlikte göğüs germiş, bütün
güzelliklere birlikte sevinmişiz. Yürüme engeli dışında bütün sağlık
sorunlarımı ailemin sevgisi, ilgisi ve desteğiyle aştım. Şuan 17 yaşındayım
ve normal bir devlet okulunda lise son sınıf öğrencisiyim. Günümüzde
insanlar karşılarına çıkan en küçük problemde pes ediyor, isyan ediyor.
Ben yaşamım boyunca birçok sorunla karşılaşmama rağmen; hayata gülümsemeyi,
olaylara olumlu yönlerinden bakmayı başardım, ailem ve sevdiklerim
sayesinde. Sanırım beni diğer insanlardan ayıran en önemli özellik
bu. Yaşamımla ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyen okurlar "KARDELEN
ÇİÇEĞİ" adlı kitabımı okuyabilirler.
Acıları kadar sevinçlerinde olduğu önemli etaplardan geçirilen
dolu dolu bir hayat. Bu hayatın en önemli noktası nedir senin için?
Bu güzel düşüncenizden dolayı teşekkür ederim öncelikle. Çok sevdiğim
yazarlardan biri olan Suzanna Tamaro "Yalnızca acı insanı geliştirir;
ama acıyla göğüs göğse gelmelisiniz. Kaçmaya çalışan ya da ağlayıp
sızlanan kaybetmeye mahkumdur" der. Ben bu sözü hayat felsefesi haline
getirdim ve yaşadığım acılardan tecrübeler edindim. Edindiğim tecrübeler
sayesinde bugün insanlara ve olaylara karşı daha duyarlı davranabiliyorum
ve ne olursa olsun yaşama gülümsemeyi, zaman zaman yaşamla dalga geçmeyi
başarabiliyorum. En büyük idealim iyi bir yazar ve TV programcısı
olup, topluma ve ülkeme yararlı olabilmek. İnsanları yaşamın her şeye
rağmen güzel olduğuna inandırmak. Yaşamın karşımıza çıkardığı zorluklar,
ekonomik sıkıntılar derken yaşamın güzel olduğunu, aldığımız nefesin
her şeye değdiğini ve yaşama gülümsemeyi unutuyoruz çünkü çoğu zaman.
Bu arada kitap çıktığı günden bu yana beni gördükleri her yerde durdurup,
e-postalarla, mektuplarda defalarca "Gözdeciğim kitabını büyük bir
beğeniyle okudum; insanlara ve olaylara olan tavrın, yaşama gülümseyebilmen
beni nasıl imrendirdi bir bilsen... Nasıl bu kadar pozitif olabiliyorsun?"
diye soran okurlarıma yaşam boyunca çok istememe rağmen benimde her
zaman her olaya gülümseyemediğimi, herkes gibi benim de üzüldüğüm,
canımı sıkan olaylar olduğunu söylemek isterim.
"Kardelen
Çiçeği" isimli kitabındaki her satır insanı derin derin düşündürüyor.
Yazmak senin için ne ifade ediyor?
Yazmak vazgeçilmez bir tutku benim için, yazarken çok rahatlıyorum
ve olayları farklı açılardan ele alma ve düşünme fırsatı elde ediyorum.
Kısaca yazmak yaşamımın vazgeçilmezi dersem abartmış olmam inanın.
Bu kitap sadece benim değil, TC'de kayıtlara geçmiş olan beş milyon
insanın da kitabı. Onların sorunlarını, yaşadığı zorlukları, toplumdan,
ailelerinden beklentilerini içeren bir kitap çünkü. Birçok sağlıklı
insan engelliye "Hiçbir şey beceremez" gözüyle bakıyor. Engellileri
en çok sarsan ve üzende bu bence. Oysa engelliler de sağlıklı insanlar
gibi birçok şeyi başarıyorlar fırsat tanındığı sürece. Önemli olan
onların bir birey olduğunu kabullenmek ve diğer bireyler gibi birçok
şeyi başarabileceklerine inanmak. Burada en büyük görev ailelere ve
topluma düşüyor. Öncelikle aileler çocuklarını olduğu gibi kabul etmeli.
Onları saklamak yerine özgüvenlerini kazandırmalı, yetenekli olduğu
konularda onu desteklemeli, ona güvenmeli. Benim en büyük şansım ailemin
bu kadar bilinçli olması ve beni toplumdan soyutlamak yerine daha
çok topluma sokmaları oldu. Bu sayede toplumda yer edinen, saygı ve
sevgi gören, hayranlık beslenen bir insanım şimdi… Eve kapatılsaydım
nasıl bir Gözde olabileceğimi düşünebiliyor musunuz? Bu günkünden
çok daha farklı; özgüvensiz, yeteneklerinin farkında olmayan, hayata
gülümsemeyen bir insan olurdum büyük olasılıkla. Birde toplum faktörü
var tabii. Eskisi kadar olmasa da engelliyi engelinden dolayı soru
yağmuruna tutan, engelli ailelerini engelli çocuk sahibi olmak suçmuş
gibi yargılayan insanlar var. Bu da insanların engelli çocuklarını
toplumdan soyutlamalarına neden oluyor. Kıcasacı hem engelli aileleri,
hem de toplumun engelsiz kesimi engelliye daha duyarlı olmalı. "Kardelen
Çiçeği" insanların engelliye bakış açılarını değiştirmek, insanlara
bazı şeyleri kanıtlamak adına yazdığım bir kitap. Bunu yavaş yavaş
başarıyoruz ama yeni kitaplarda gelecek mutlaka. Okurlardan çok fazla
talep geliyor çünkü. Bu kez kendi yaşamımla değil; denemelerimden
sesleneceğim okurlarıma.
12 Eylül'de 2005 - 2006 eğitim - öğretim dönemi başlayacak.
Hayatındaki bir çok zorluğa rağmen okul hayatını aksatmadın. Eğitim
senin için ne anlama geliyor?
Eğitim hayatımda çok önemli bir yere sahip. Ülkenin bilinçlenmesi
ve kalkınması için eğitimli insanlara ihtiyacımız var; kendi ayakları
üzerinde durabilen, kültürlü ve uygar kadınlara ve erkeklere. Özellikle
kızlarımızı mutlaka okutmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü onlar
geleceğin anneleri… Ben de eğitimimi sonuna kadar tamamlayacak, topluma
ve ülkeme yararlı bir insan olmaya çalışacağım.
Son olarak Bursalı hayranlarına bir mesajın var mı?
Bursa benim için çok özel bir yer. Bursa'da sevgili amcam yazar Yılmaz
Akkılıç'a gönderdiğim ilk kitabım olan "Hayat Gülümsersen Gülümser
Sana" elden ele dolaştı. Büyük bir beğeni topladı. Birçok şehirden
olduğu gibi Bursa'dan da Bursa insanının da Bursa kadar güzel olduğunu
kanıtlayan birçok e-posta ve mektup alıyorum. Gelen e-posta ve mektuplar
beni çok mutlu ediyor. Yoğun ilgilerinden dolayı bütün Bursalı okurlarıma
ve Bursa'nın yerel gazetelerine çok teşekkür ediyorum. Umarım bir
gün Bursa'da bir imza günü yapma fırsatımız olur.
Eylül 2005 / Olay Gazetesi Teneffüs Eğitim Eki |
|