EROL EVGİN - Müzik
|
"Şarkı
söylemek benim ibadetim"
İşte Öyle Bir Şey, Sevdan Olmasa, Bir de Bana Sor, İçimdeki Fırtına,
Hep Böyle Kal, Ben İmkânsız Aşklar İçin Yaratılmışım, Sen Unutulacak
Kadın mısın? Her biri söylendiği dönemlerde hit olmuş 7'den 77'ye
her kesimin dilinde mırıldandığı bu şarkıların sahibi Erol Evgin.
Buğulu sesiyle aşk şarkılarının her dönem beğenilen seslerinden olan
Erol Evgin, 2007 yılına 1980-1983 yılında seslendirdiği ve Melih Kibar-Çiğdem
Talu ikilisinin imzasını taşıyan şarkılardan oluşan "Tüm Bir Yaşam"
albümüyle girdi. İstanbul Beşiktaş'ta bulunan The Plaza Otel'de sahne
alan sanatçı ile arkadaşımız Derya Uysal görüştü.
Öncelikle son albümle başlamak istiyorum. 1980 - 1983 yılları arasında
söylediğiniz Melih Kibar - Çiğdem Talu şarkılarından oluşan "Tüm Bir
Yaşam" adlı albümünüzü sevenlerinize yeni yıl armağanı olarak sundunuz.
Evet. Melih Kibar vefat ettikten sonra o şarkıların CD ortamında olmadığını
fark ettik. Zaten biliyorduk ama bunu kayıtlar yaparak CD haline getirmeyi
planlarken Melih'i kaybettik. Şarkıları orijinal ortama taşımanın
bir görev olduğunu düşündüm. 14 Aralık 2005 yılında "İşte Öyle Bir
Şey" ve 14 Aralık 2006 yılında da "Tüm Bir Yaşam" albümünü çıkardım.
Şarkılar CD ortamında koleksiyon severlere ulaşmış oldu. Öncelikle
Ben Çiğdem Talu ile tanıştım, ardından da Melih Kibar'la tanışmak
ve çalışmak nasip oldu. Çiğdem'in aramızdan ayrılışına kadar çok hoş
zaman geçirdik.
Bu şarkıların kariyerinizdeki yerini anlatır mısınız?
Melih Kibar şarkıları benim müzik kariyerimde çok önemli bir yere
sahip. 25 - 30 yıl önce yapılan şarkıların tekrar gündeme gelmesi
çok hoşuma gidiyor. Bu şarkıların tekrar ilgi görmesi üzerine okul
arkadaşım Ali Saydam bana "Bir yerlerde sahneye çıkman ve sesinle
insanlara dokunmak lazım" dedi. Sonrasında telefonlar gelmeye başladı.
Bunlardan biri de The Plaza'dan gelen telefondu. Buraya geldiğim zaman
çok hoş ve şık bir mekânla karşılaştım. İyi ki buradayım. Beşiktaş'taki
otelin 21.katından İstanbul'a bakınca büyüleniyorum. Güzel bir grup
kurduk. Çok yumuşak bir müzikle, geçen yıl 3 Şubat'ta başladık. Hiç
unutmuyorum tarihini. Burası bana uğurlu geldi. Cumartesi akşamları
sahne alıyorum. Burada müzik severlerle çok hoş vakit geçiriyoruz.
Programınıza gelen konuklar arasında Sezen Aksu, Mustafa Erdoğan
- Gülben Ergen çifti de var. Hatta Gülben Ergen bebeğinin adını burada
açıklamıştı.
Evet. Buraya Hıncal Uluç geldi ve yazdı. Hıncal yazınca zaten birkaç
hafta sonrasına rezervasyonlar yapmaya başladık. Sanatçı arkadaşlarımın
da beni yalnız bırakmamalarına seviniyorum.
Yeni albümünüze klip çekmeyi düşünüyor musunuz?
"İşte Öyle Bir Şey" şarkısının kaydını bulmuştum TRT'den siyah - beyaz.
Onu klip yaptım. Bu albümden henüz klip yapamadım ama yapmayı düşünüyorum.
Peki, müzikallere bakış açınız ne?
Şener Şen, Meltem Cumbul'un müzikalleri oldu son yıllarda. Müzikallerde
ben önce müziği düşünüyorum. Yani müziklerin daha iyi olması gerektiğine
inanıyorum. Türkiye'nin birçok yerine konserlere gidiyorum. Bunun
dışında da bir projem var. Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı'nı anlatan
"Mustafa Kemal'i Gördüm Düşümde" adlı bir konser projesi. Bu projeyi
bir müzikale dönüştürmeyi düşünüyorum. Bunun hazırlıklarına başladım,
sonbaharda belki seyirciyle buluşuruz.
Peki, bu mesleği seçmek isteyen gençlere neler söylemek istersiniz?
Hayatınızı, yaşamınızı bu işe adayacak mısınız diye soruyorum. Başarılı
olmak için çalışacak mısınız? Para - pul, her şey gelir. Ama önemli
olan başarı. Kalıcı olmanın tek yolu şarkılarla insanların yüreklerine
dokunabilmektir.
Kızınız mimar, oğlunuz ise müzisyen. Her ikisi de baba mesleğini
seçti. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Murat müzikle ilgilenmeyi seçti, hayatını bu yolla kazanıyor. "Sahra"
diye bir dizi vardı Kanal D'de yayınlanan, onun müziğini yaptı. Şimdi
de "Arka Sokaklar" dizisinin müziğini yapıyor. Murat çok iyi bir besteci
olarak yetişti. Oğlum bana gençlik aşılıyor, ben de ona bilgeliği
veriyorum. Onun beni demode bulduğu, benim de onu acemi bulduğum noktalar
oluyor. Çocuklar babalarını geçsin isterim. Çünkü onlar çok daha iyi
şartlarda yetiştiler.
3 nesil sizi dinleyerek büyüdü. Peki, siz kimi dinliyorsunuz?
Çok değerli arkadaşlar var müzik camiasında. Elbette hepsinin adını
burada sayamam ama Sertab Erener'i, Aşkın Nur Yengi'yi, Tarkan'ı ve
Kenan Doğulu'yu çok beğeniyorum.
Kenan Doğulu'nun Eurovision yolculuğu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Mutlaka iyi temsil edecek, ben buna inanıyorum. İngilizce söyleyip
- söylememesi konusunda Kenan Doğulu'yu çok üzdüler ama Başbakanımız
ya da bakanlar bile yurtdışına çıktığında İngilizce konuşuyorlar ve
iyi prim yapıyorlar. Size soruyorum Eurovision'da Macarca bir parça
mı dinlemek istersiniz yoksa İngilizce mi dinlemek istersiniz? Elbette
İngilizce dinlemek istersiniz. İngilizce dünyanın ortak dili. Bizim
dilimiz çok güzel. Dilimiz, Arapça ve Farsça'nın altında ezilmeden
ayakta sağlam bir şekilde durmayı başarmış. Eurovision gibi yarışmada
elbette ki kurallarına göre davranmak lazım. Kenan Doğulu'nun dansıyla,
kıyafetleriyle güzel bir şekilde bu işin altından kalkacağını biliyorum.
Geçtiğimiz günlerde dede oldunuz. Dedelik nasıl gidiyor?
İki yıl önce evlenip İngiltere'ye yerleşen kızım Elvan Evgin Sheehan,
Londra Chelsea - Westminster Hastanesi'nde bir erkek çocuk dünyaya
getirdi. Adını da Erol koydular. Bu akşam programdan sonra hemen Londra'ya
gideceğim. İnanılmaz derece de özlüyorum torunumu. Çok farklı bir
duygu. İnsan çocuklarını büyütürken aynı zamanda yaşam kavgası da
veriyor. Bir yandan çalışmak zorunda olduğumuz için çocuklarımızı
büyütürken babalığın keyfine pek varamıyoruz. Ama dedelik öyle değil.
Hayatınızla ilgili taşların yerine oturduğu bir dönemde dede oluyorsunuz.
Ama şu bir gerçek ki çocuklarınızı büyütürken de, torunlarınızla ilişkilerinizde
de onlara karşı hep dürüst olmanız gerekiyor.
Şubat 2007 / Olay Trend Dergisi |
|