ELİF NUTKU - Gönül Yarası
"Ateşe yakın uçuyorsun, dikkat et yanarsın!"

Gönül Yarası filminde Şener Şen'in gelini Nilgün'ü oynayan Elif Nutku Bursa Devlet Tiyatrosu Sanatçısı. Başarılı oyuncu sanatseverleri bu kez tiyatro sahnesi yerine beyaz perdeden selamlıyor.

Günlerden pazardı. Ailemle beraber sinemada izlemek için "Gönül Yarası" filmini seçtik. Gönül Yarası, başladığı andan bitimine kadar seyirciyi beyaz perdeye odaklayan, sürprizlerle dolu bir film. En önemlisi de filmde Bursa Devlet Tiyatrosu'ndaki oyunlarını hayranlıkla izlediğim Elif Nutku'nun "Nilgün" karakterinde olması. Evet, Bursalıların yakından tanıdığı ve sevdiği bir ismi beyaz perdede görünce nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Doğduğum-büyüdüğüm, aynı havayı teneffüs ettiğim şehrimin oyuncusu "Elif Nutku" beyaz perdede. Elbette onun başarısı sadece "Gönül Yarası" değil. Çünkü o yıllardır oyunlarında başarılı bir performans sergiliyor, büründüğü rolü en iyi şekilde yerine getiriyor, sanata meraklı minikler için imkânlar yaratıyor. Kısacası Elif Nutku bu ay ki söyleşi konuğum.

Bursa tiyatro severlerin tanıdığı ve sevdiği bir isimsiniz. Tiyatro sanatçısı olmak çocukluk hayaliniz miydi?
Klasik gibi olabilecek bir soruya klasik gibi olabilecek bir cevap verebilirim. İçimde bir şeyler hissediyordum. Ama bunun ne olduğunu adlandıramıyordum. Fakat içimdekinin komik bir şey olduğunu biliyordum. Yani ciddi bir şey söylerken bile insanların bana katıla katıla gülmeleri hoşuma gidiyordu. İçime dönüp baktığım zaman bu oyunculuk olabilir mi diye düşündüm ve ortaokul ikinci sınıfta tiyatro okumaya karar verdim. Babam da bu işlerin piri olarak acele karar vermemem gerektiğini söyledi. "Belki aileden gelen bir istek - heves olabilir" dedi. Keşke herkesin ailesi ya da yönlendirdiği kişi bu kadar net olsa. "Ben de şansımı denemek istiyorum" dedim sınava girdim. Hem konservatuarı hem de başka bir bölümü kazandım. Ama kimsenin hakkını yememek için tek kayıt yaptırdım. O zamanlar sanat kurumlarına farklı gözle bakılabiliyordu. Ama yine de ben bu işi yapacağım diyerek seçimimi bu konuda yaptım. Ve çok mutluyum bu işi seçtiğim için. Tekrar dünyaya gelsem aynı işi seçerim...

Bu mesleği seçmek isteyen gençlere neler söylemek istersiniz?
Tiyatro kendini anlatma, kanıtlama ve toplumda bir yer elde etme sanatıdır bana göre. Bir yaşam biçimine dönüşebilir. Ama son zamanlarda o kadar çok kişi "ben tiyatro yapıyorum" diyor ki. Bu beni hem mutlu ediyor hem de üzüyor. Herkes tiyatro yapabilir, tiyatro kimsenin tekelinde değil. Ancak bu işi bilen kişiler ders verebilir, vermeli. Yani akademik olarak bilgi sahibi olanların ders vermesi daha doğru olur. Bu işi tam anlamıyla bilmeyen kişiler ders verdiği zaman kötü sonuçlar doğabiliyor.

Adını Siz Koyun, Bir Efes Masalı, Bordello, Orkestra, Zilli Zarife, Gol Kralı Hopsait, Zoraki Tabip gibi oyunlarda rol aldınız. İçlerinden en çok sevdiğiniz ve vazgeçemediğiniz oyunlar - roller hangisi?
Hep aynı şeyi söylerler ama tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki oyunlar insanın çocuğu gibi oluyor. Bu saydığınız oyunlar arasında benim en sevdiklerim Orkestra ve Adını Siz Koyun. "Orkestra" bir dram, "Adını Siz Koyun" ise daha karikatür isteyen bir oyundu. Tabii oynadığım 45 oyunumu da çok seviyorum ama bu iki oyunun bende ayrı yeri var.

Peki, Elif Nutku'nun oynadığı karakterler dışında hayalini süsleyen rol nedir?
Ben müzikal oyunculuğunu kendime çok yakıştırıyorum. Keşke mümkün olsa da müzikal oyunculuğu ile ilgili bir eğitim alsak. Çünkü müzikallerin hazırlanması aşamasında da çok şeyler öğreneceğimi düşünüyorum. Ben zaten oldum olası kendimi geliştirmeyi ve yenilemeyi seviyorum.

Gönül Yarası benim üç kere izlediğim ve seyrine doyamadığım bir film. Filmde Şener Şen'in gelini Nilgün rolündesiniz. Bu filmle ve Şener Şen'le ilgili neler söylemek istersiniz?
Benim için çok önemli, çok değerli, çok güzel bir film oldu. Biliyorsunuz sinema tüm oyuncular ve ekip için farklı bir deneyimdir. Çünkü dizi oyunculuğu ile film oyunculuğu birbirinden ayrıdır. Öncelikle filmin kamera arkasından bahsetmek istiyorum. Ben yönetmenimiz Yavuz Turgul ve ekibi ile çalışmaktan son derece memnunum. Yavuz Turgul zaten çok usta bir yönetmen. Şener Şen'i kelimelerle anlatamam... Ona abi diyoruz, setlerde o herkesin abisidir. İşine saygılı, herkese karşı anlayışlı, sevecen, babacan. Sanatçı olmaya çalışan insanlarda gördüğüm kaprisin onda biri yok onda. Sabahlara kadar işimiz uzasa da o bekler. "Neden bekliyoruz?, Ne oluyor?" demez. Sırası geldiği zaman da rolünü en iyi şekilde yerine getirir. Sanki bir hap yutmuş ya da elinde bir sihirli değnek varmış gibi anında rolüne bürünür. Ben onun çekimi olduğu zaman mutlaka kamera arkasından seyrederdim. Diğer arkadaşlarımda çok başarılı. Meltem zaten benim okul arkadaşım. Çok ünlü olup da değişmeyen nadir arkadaşlarımdan biri. Senaryo başlı başına çok güzel. Yaşanmış bir senaryonun, senaristi tarafından yönetilmesi de filme taze kan katıyor. Herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda yanımızdan geçmiş insanların öyküsü bu film.

Siz filmde en çok hangi kareyi beğendiniz?
Ben genelde erkek rollerini çok seviyorum, beğeniyorum aslında fakat, "Dünya" rolü çok güzel bir rol. Şener Şen zaten süper bir performans sergilemiş. Bunları bana söylemek düşmez ama hakikaten Şener Şen büyük bir oyuncu. Kare seçmekte zorlanıyorum ancak çocuklu kareler çok hoşuma gidiyor. Örneğin çocuğun sonradan konuşmaya başlaması, Dünyanın kocası tarafından öldürülmesi, okulda çocukların ders yaparken ıslanmaları...

Filmin isminden yola çıkarsak herkesin bir "Gönül yarası" mutlaka vardır. Peki sizin Gönül yaralarınız var mı?
Olmaz mı? Yaşıyoruz, tabii ki bizim de gönül yaralarımız var. Eğer gönül yaram yok dersem zaten ot gibi yaşamış olurum. Bunu da açıkçası kendime yakıştıramam. Mesleki gönül yaralarım var, özel hayatımda gönül yaralarım var. Hayatta mutsuzluklarımız olmazsa olmaz... Benim inandığım bir görüş var ki mutsuz insanlar daha başarılı oluyor. Hayatı tek düze olan insanlar başarılı değildir. Acıları bir yerde toplayıp eritenler hayatta daha başarılı oluyor dikkat ettiyseniz.

Bundan sonraki hedefleriniz neler?
Televizyona ve kameraya ağırlık vermek istiyorum. Bursa'nın sanat anlamında bir şeyler yapmasını ve daha da başarılı olmasını istiyorum. Zaten İstanbul yavaş yavaş Bursa'ya kayıyor. Tiyatrodan birçok arkadaşımız filmlerde ve dizilerde oynuyor. Arkadaşlarımın sonuna kadar arkasındayım. Bu insanlar çok çalışarak, uğraşarak bir yerlere geliyorlar, geldiler. Bursa Devlet Tiyatrosu Sanatçıları en üretken ve en olgun çağında. Meslektaşlarımın daha önemli rollerde oynamalarını istiyorum açıkçası.

İstanbul piyasasının Bursa'ya ya da çevre illere gelmesini geciktiren etkenler nelerdi sizce?
Öncelikle bir şeyler denendi. Yani görüntüye bakıldı. Bakıldı ki halk oyunculuk adına bir şeyler görmek istiyor "Avrupa Yakası'ndaki" gibi "Bir İstanbul Masalı'ndaki" gibi. İstanbul'da yavaş yavaş Bursa'ya ve çevreye akın etmeye başladı. Bursa'yı artık çekimler için bile kullanabiliyorlar. Bu çekimler sayesinde Bursa Devlet Tiyatrosu sanatçılarını da oynatma şansları oluyor. Bunun Bursa halkı için de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ben 10 yıldır Bursa'dayım ve Bursa benim doyduğum bir şehir. Bakın bu çok önemli bir nokta: doğduğum değil, doyduğum şehir. O yüzden Bursa'da yapılan işlere daha fazla değer veriyorum.

Kadının Türkiye'deki ve tiyatrodaki yeri dersek neler anlatırsınız?
İlk başta tiyatro erkekler tarafından oynanmış ve bunlara zenne denmiş. Bakılmış ki halk sahnede kadın görmek istiyor, bayanlara da görev verilmeye başlanmış. Tabii bunlar büyük süreçler içinde gerçekleşen çok önemli özveriler. Çok büyük acılar çekilmiş... Kadınlar Günü'ne gelirsek ben feminist değilim. Feministliğin ne anlama geldiği ile ilgili de çok bilgim yok. Sadece insan eşitliğine inanan bir kişiliğe sahibim. Erkeğin kendine göre yaptığı iyi şeyler vardır, kadının kendine göre yaptığı iyi şeyler vardır. Ama kadınların doğurganlıklarıyla doğaya daha yakın olduklarını düşünüyorum. Ayrıca kadının daha dayanıklı, dirençli ve daha fazla üretken olduğunu görüyorum. Yani kadınların bilek güreşindeki başarılarından bahsetmiyorum... Bir erkekle bilek güreşi yapan bayanların her zaman başarılı olması beklenemez! 8 Mart gibi bir gün olması güzel ama bu günün her zaman kutlanması lazım. Kadın olmasa erkek yaşayamaz, erkek olmaza kadın yaşayamaz. İkisi de birbirlerini tamamlar. Kısacası şunu söyleyebilirim ki KADIN OLMAZSA ERKEK ÇOK ZORLANIR, AMA ERKEK OLMASA BİLE, KADIN AYAKTA KALIR. Kadın çalışır, yemeğini yapar, temizliğini yapar, çocuklarına bakar. Erkekte ise tam tersi olur. Bunları erkekleri suçlamak adına söylemiyorum. Yani bu erkeğin doğasında var. Tabii bu konuda anneler de suçlu. El bebek gül bebek çocuklarını büyütüyorlar ama sevgilileri ya da eşleri terk ettiği zaman erkekler neler yapacaklarını şaşırıyor. Ben bir oğlan annesi olarak çocuğuma yemek yapmasını da öğreteceğim, iş yapmasını da. Sevgilisi ya da eşi tarafından terk edildiğinde zor durumda kalmasın istiyorum... (Gülüyor). Oğlum şu an ilkokul üçüncü sınıfa gidiyor. Adı Balahan. Türkiye'de olmayan bir isim. Biz Çerkez kökenliyiz ve Balahan da benim ürettiğim bir isim. Bala çocuk demek. Han'da çocukların hanı, birleşince BALAHAN oldu. Tam da ismine yakışan bir oğlum var.

Prodüksiyon şirketinizden bahsedersek çalışmalar ne aşamada?
Uludağ Kültür Merkezi 2000 yılında faaliyetlerine başladı. Onun öncesinde görsel prodüksiyon olarak çalışıyorduk ama dediğim gibi 2000 yılından itibaren Uludağ Kültür Merkezi olarak tiyatroda hazırlamaya başladık. İlk oyunumuz "Şehir Kaçtı Gözüme". Muhteşem bir oyundu. Devlet Tiyatrosundan da arkadaşlarımız destek verdi. Ardından çocuklara özel ders vermeye başladım. Bu yılın başından beri de televizyona iş yapıyoruz. Teklif geldiği sürece ve benim zamanım olduğunca seve seve televizyona iş yapmaya hazırım.

Bursalı seyircilerimize neler söyleyeceksiniz?
Bursa'da her an patlamak üzere olan bir güç var. Buna inansınlar ve bizlere destek olsunlar. Çok iyi bir maya var ve bu maya tuttu. Metropol Bursa'ya kaymak üzere. Bunun farkına vararak ve kıymetini bilerek bizim yanımızda olsunlar.

Sizin en büyük özelliğiniz de oyunlarda mutlaka seyirci ile göz göze geliyorsunuz...
Çok güzel gözlemişsiniz bunu, çok doğru. Eğer Orkestra gibi seyirciyi görmemem gereken bir oyun değilse mutlaka seyirci ile göz göze geliyorum. Onlardan gelen elektriği çok seviyorum. Bazen negatif elektrikle gelen seyircilerle bile karşılaşıyoruz. Günün yorgunluğunu üzerinden atamamış olabilir, maç seyretmek istiyordur ama eşi tiyatroya getirmiştir. Adamcağız çok negatiftir fakat ben onun elektriğini çözmek ve salondan çıkarken gülümsemesini isterim. Bizim oyuncular olarak tek isteğimiz salonumuzun seyircisiz kalmaması. Bizleri ayakta tutan dolu dolu alkışlanmak. Sevgi ve sanat aslında boyun ile kolye gibidir. Birbirlerine çok yakışan ve birbirlerinden ayrılmaz parçalar.

Son sorum hayatın size verdiği en güzel hediye acaba ne?
Çocuğum ve sağlığından daha büyük bir hediye olamaz.

ELİF NUTKU KİMDİR?
1968 Ankara doğumlu. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunu. 1990 yılında göreve başladı. 1996 yılında ise Bursa'ya atandı. Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Bir Şehnaz Oyun, Müfettiş, Besleme, Akıllı Tavşan Güçlü Aslan, Taziye, Keşanlı Ali Destanı, Ay Işığında Şamata, Venedik Taciri, Kadınlarda Savaşı Yitirdi, Elveda Saraybosna, Aykırı İkili, Ali Efendinin Uşağı, Yaşasın Sağlık, İstanbul Efendisi, Hüznün Coşkusu, Bordello, Adını Siz Koyun oynadığı oyunlardan bazıları. 5 yıldır drama - tiyatro eğitmenliği yapıyor.

Mart 2005 / Olay Gazetesi Genel Alışveriş Eki
Ana Sayfa | Şiirlerim | Röportajlarım | Objektifim | Kitabım | İletişim Formu
derya@deryauysal.net