ENGİN ŞENKAN - Yetenek
"Sanat yetenek ister"

Tiyatro sahnelerinin ve televizyon dizilerinin vazgeçilmez oyuncularından biri olan Engin Şenkan, sanatçıların yetenekli olmalarının şart olduğunu vurguladı.

Hangi meslek olursa olsun, mesleğine yıllarını veren ustalarla konuşmak büyük önem taşır. Ustalara giderken arşiv taraması yapmak da muhabirin en önemli görevidir. Kaç yılında bu işe başladığı, eşiyle nasıl tanıştığı, mesleğinde elde ettiği başarılar, oynadığı diziler... Röportaja giderken elimizde birçok bilgi olmasına rağmen, arşivde yer almayan bilgileri de yüz yüzeyken öğreniriz. Örneğin kendisine en çok araba hediye edilmesinden hoşlanacağını belirten Şenkan'a giderken araba götüremediğimiz için üzgünüz. Ama Engin Şenkan'ın bu isteğini en kısa zamanda kendisine bir BMW hediye ederek yerine getireceğiz. Tabii ki oyuncak olanlarından...

Bazı mesleklerde hayal kurmadan başarıyı yakalayamazsınız. Günlerce, haftalarca hayal kurarsınız ve o mesleğe ulaşmak için nasıl adım atacağınızı bulmaya çalışırsınız. Çok küçük yaşlardan itibaren meslek için kurulan hayaller önce üniversite kapılarını ardından da meşakkatli bir yolun kapılarını açar. Bu uzun ve meşakkatli yolu başarı ile geçenlerden biri de Engin Şenkan. Ankara Devlet Konservatuarı'ndan 1970 yılında mezun olduktan sonra tiyatro sahnelerinde işini en iyi şekilde yerine getiren Şenkan, kanallar da dizilerin art arda gelmesi ile birlikte televizyon seyircisiyle buluştu. Bu işin özverisiz yapılamayacağını belirten Şenkan, "Bizim mesleğimiz öyle bir meslek ki çok sevmeden ve fedakârlık yapmadan asla başarıyı yakalayamazsınız. Artılarının yanında eksilerinin çok fazla olduğu tiyatro mesleğini yaparken sadece devlet memurusun. Diziler ve filmler bizim yan işlerimiz. Maddi katkısı olsun diye yapılan işler. Ama diziler sayesinde tanınmaya başlıyoruz. Yani dışarıda iş yaptığın sürece varsın. Diziler olmasa tanınacağımız da yok" dedi.

Oyuncular seçici olmalı
Okurken de mezun olduktan sonra da sınıf arkadaşlarıyla birlikte oyun tekslerine önem verdiklerini belirten Şenkan, "Arkadaşlarımla birlikte oyun tekslerinin hayatımızda çok önemli olduğunu anladık. Eğer bir teksi başarıyla yerine getirebiliyorsan, anlayabiliyorsan o oyunu oynayabilirsin. Kendimize uygun olduğunu anladığımız zaman işi yapardık. Teksler bu yüzden çok önemlidir. Günümüzde ise iş fazlalığı var. Her kanalda oynanan 10-15 dizi arasında kimlerin seçici davrandığını ya da seçici olmadıklarını kestiremiyorum. Ama oyunculara büyük ihtiyaç var. Özellikle de kaliteli oyunculara. Çünkü bizim mesleğimiz disiplin ve terbiye isteyen bir meslek. Bir de bu meslekte olanlar özellikle "Ölene kadar sahnede olacağım" derler. Bunu hiç anlamam. Çünkü yaşlandıktan ve ellerini - kollarını hareket ettiremedikten sonra sahnede kalmanın bir anlamı yok ki. Ben mezun olduğumdan beri başrol oynadım. Başrollerden sonra açıkçası 2 - 3 satırlık bir repliği de yerine getirmek istemem. Ben seyircilerimin gözünde nasılsam yine o şekilde devam etmek istiyorum. Onların gözündeki değerimi neden yok edeyim ki..."

Korkum işimi yapamamak
Hayattaki en büyük korkunun işini yapamamak ya da yapıyorum diye düşünürken başkalarının kendisiyle alay etmesi olduğunu belirten Engin Şenkan, "Yıllardır koruduğum çizginin ufak bir hareketle kaybolmasını istemiyorum. Yani ben iyi oynadığımı düşünürken başkalarının benimle alay etmesi çok kötü. Belki de bu yüzden oynadığım dizileri seyretmiyorum. Yani iyi oynadığımı ve çok iyi işler ortaya çıkardığımı biliyorum. Kendini ispatladıktan ve hep başroller oynadıktan sonra oynuyormuş gibi yapmak çok kötü olurdu, bundan eminim."

Benim ailem çok özel
34 yıl önce Sıdıka Hanım ile mutlu bir evliliğe imza atan Engin Şenkan'ın Derya ve Deniz isimli iki kızı var. Kızlarıyla her zaman arasının çok iyi olduğu bilinen Şenkan'ın son günlerde en büyük keyfi de torun sevgisi. Henüz üç aylık olan torununu severken hayatının en önemli saatlerini yaşayan Şenkan, "Ailem, benim ailem. 34 sene önce evlendim. Ben konservatuardan mezun olduktan sonra eşimle evlendik. Eşim ise okulu sonra bitirdi. Evlilikler karşılıklı sevgi ve saygıya bağlı. Biz eşimle masa tenisi oynarken tanıştık. Başarılı bir evliliğin temeli masa tenisinden mi geçiyor diye sorarsanız eğer, iyi yaptığınıza inandığınız herhangi bir konu ile beğendiğiniz kişiyi tavlayabilirsiniz. Yeter ki iyi bir şeyler yapın ve onları gösterin. Bu çok önemli. Mesela ben alışveriş yapmam. Eşim benim yerime alışverişlerimi yapar. Benim özel bir alışveriş tutkum yoktur. Bana en çok araba alınmasından hoşlanırım ama en ufak bir şey bile beni mutlu eder. Kızlarım Derya ve Deniz'le de her zaman arkadaş oldum. Onlarla arkadaş olmanın avantajlarını da yaşadım, yaşıyorum. Deniz 27, Derya 20 yaşında. Torun mu evlat mı diye bir ayrım yapmam gerekse ayıramam. Çünkü ikisinin de sevgileri ve yerleri çok farklı. Birbirinden ayıramıyorsunuz" diye konuştu.

Anlattığımı anlamayanları sevmiyorum
Bir iki kez yönetmenlik yaptığını ve karşısındakilerin kendisini anlamadığı için yönetmenlikten vazgeçtiğini belirten Engin Şenkan, "Anlatıyorum anlatıyorum karşımdaki anlamıyor. Anlamadığı zaman da sinirleniyorum. Hayatta her şeyi ciddiye alarak yapıyorum. Evlilik, tiyatro, babalık, dedelik, dizi oyunculuğu... Karşımdakinin de ciddiye alarak işini yapmasını istiyorum. Her şey ciddiyetle yapılmalı. Hayatta kendime karşı hep bir güvenim var. Bu güvenimi de her işime yansıttım, yansıtırım. Ve ailemle beraber olmaktan çok hoşlanıyorum. Belli bir dost çevrem var. Çekimlerden arta kalan vakitleri mutlaka evimle ve ailemle geçiriyorum. En çok hayatta eşimle dertleşirim. Onunla oturup, konuşmak bana huzur veriyor. Kendi yaşantımdan ve evliliğimden sonra günümüz aşklarına bakıyorum. Onlar her şeyi çok hızlı yaşıyorlar ve çok kolay elde edebiliyorlar. Biz kız arkadaşımızın elini tuttuğumuz zaman büyük bir şey olmuş gibi seviniyorduk" dedi.

Hepsi çok başarılı
Kınalı Kar dizisinde kızlarımı oynayan Özlem Conker, Nihan Aslı Elmas, Deniz Erözen ve Burçin Terzioğlu eğitimli oyuncular. Konservatuar mezunu oldukları için çok iyiler. Dizideki erkek oyunculardan Alper Kul ve Mahir İpek'i takdir ediyorum... Şunu da söylemek istiyorum; her konservatuar mezunu dört dörtlük oyuncu değildir. Eğitim her şeyi getirmez. Allah'ın size verdiği yetenek yoksa eğer siz ne kadar eğitim alırsanız alın hiç fark etmez. Çünkü içten gelen bir şey. Ben bu işte usta - çırak ilişkisine inanıyorum. Devlet tiyatrolarında hep sevgi ve saygı vardır. Biz büyüklerimizi sayardık, onlar da bizleri. Biri gelip ayaklarını burnumuza dayadığı zaman rahatsız oluyorum. Çünkü biz o şekilde terbiye aldık. Kendi yapmadıklarımızı başkaları yaptığında şaşırıyoruz. Yetenek olarak cevap vermem gerekirse sanatçılar ilk başta başkalarını örnek alarak yola çıkarlar. Önce önünüzdeki örneklere bakarsınız. Ben Kerim Afşar'ı taklit ederek konservatuara girdim. Hep onu örnek aldım. Ama okul bitti, 4 - 5 yıl geçti, kendi çizgimi oturttum..."

Şubat 2004 / Olay Gazetesi Alışveriş Eki
Ana Sayfa | Şiirlerim | Röportajlarım | Objektifim | Kitabım | İletişim Formu
derya@deryauysal.net