DENİZ ERÖZEN - Masal
"Bir masalı yaşıyoruz"

Kınalı Kar dizisinde Fadik'i canlandıran Deniz Erözen'e dününü, bugününü ve yarınını sorduk. Onun, rol aldığı dizideki gibi masalımsı bir hayatı var, artık bundan eminiz.

Bazı meslekler vardır, o işi yapan kişiyle tanışmak için can atarsınız. Çünkü mesleğindeki farklılık ve başarı nedeniyle büyük bir kalabalığın içersinde bile olsa hemen fark edilir. Yani mesleği onunla tanışmanız için bir vesiledir. Tıpkı benim Deniz Erözen ile konuşmak istemem gibi. Ekranların en çok seyredilen ve reyting rekorları kıran Kınalı Kar dizisinin Fadik'i yani Deniz Erözen'le buluşmaya gitmeden saatler önce hazırlandım. Oysa beni bir çift gülen göz karşıladığında fazla hazırlanmamam gerektiğini anladım. Çünkü o da bizim gibi, bizden biri...

1975 İzmir doğumlu olan Deniz Erözen, memur anne ve babanın çocuğu. Bir ablası, bir de erkek kardeşi var. Deniz ile ikizi birbirlerine hiç benzemiyor, çünkü o erkek. Kardeşlerim benim her şeyim diyen Erözen, terazi burcundan. Ege Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nün ardından 9 Eylül Üniversitesi oyunculuk bölümünü bitiren Erözen, mesleği adına bir şeyler yapmak üzere bavulunu toplayarak soluğu İstanbul'da almış bundan tam iki yıl önce. Gerek özel tiyatroların gerekse dizilerin merkezi İstanbul'da kendi ayakları üzerinde durmak ve okuduğu bölüm hakkında hızla yol almak için kolları sıvayan Erözen, 1 yıl beklemiş. Ancak beklemenin ve sabretmenin karşılığını alacağını bilen Deniz hiçbir zaman pes etmemiş. Bir sene sonunda karşısına Kınalı Kar dizinin çıktığını belirten Erözen gelişmeleri şöyle anlatıyor: "Bu benim okuldan sonra ilk işim. Devlet tiyatrosunda, özel ve çocuk tiyatrolarında birçok kez sahneye çıktım. Ama gerek televizyon gerekse oyunculuk adına bu ilk ciddi sınavım".

Kendine güvenmeyen oyuncu olamaz
Kınalı Kar projesi önüne geldiği zaman çok heyecanlanan Deniz'i bu sefer Fadik rolünü nasıl canlandıracağı telaşı sarmış. Çünkü bir oyuncunun kendisine fazlasıyla güvenmesi gerektiğini bilen Erözen, oyuncu olarak yapabilirim, üstesinden gelebilirim demek zorunda olduğunu söylüyor ve ekliyor: "Oyunculuk için kişiler kendilerine güvenmek zorundalar. Bu rolü oynayabilirim diyorsanız, bu seferde rolü nasıl üstüme yakıştıracağım diye kara kara düşünüyorsunuz. Çünkü bu işler ekip işi. Fadik'le ilgili gördüğünüz her şey bizim ürünümüz. Fadik rolünde benim - yönetmenimizin - senaristlerin ve yapımcının parmağı var. Herkesin parmağı olduğu için daha dikkatli olmam gerekiyordu. Bir ay boyunca ben Fadik'i nasıl oynayabilirim diye düşündüm. Dizi yayınlanırken akıp giden sahneleri biz saatler boyunca çekiyoruz. İlk başlarda sürekli kendimi seyrediyordum. Acaba istenilen performansı gösterdim mi, acaba mimiklerim anlaşıldı mı? Beni oyuncu olarak değişik karakterler tatmin ediyor bunu fark ettim: Deli, dolu, sakat, alkolik... Bu tip rolleri canlandırmak benim daha çok hoşuma gidiyor. Çünkü Türkiye'de bir gerçek var. Hangi rolle başladıysanız hep oyuncuların karşısına o tip roller geliyor. Ama ben bunu istemiyorum. Bundan sonraki rollerim de uykumu kaçırtmalı".

Elektriğimiz tuttu
Bir dizinin haftalar boyunca reyting rekorları kırması ve izleyicilerinden tam not alması çok önemli. Büyük başarılara imza atan Kınalı Kar dizisinin senaryosunun çok iyi olduğunu belirten Erözen cümlelerini şöyle sürdürdü: "Ekip çok iyi. Bir araya geliyoruz ve bir iş ortaya çıkartmaya çalışıyoruz. Herkesin bir araya gelerek anlaşma sağlaması çok önemli. Hiç sevmiyorum bu sözü ama bizim elektriğimiz tuttu. Her oyuncunun, her yönetmenin ekiple elektriğinin tutması söz konusu değildir. Ama bizim elektriğimiz tuttu. Sette adeta bir aile ortamı yaşanıyor. Zaman zaman sinirlendiğimiz, gerildiğimiz anlar oluyor. Ama çok çabuk üzerimizdeki gerginliği atıyoruz. Dizi bittikten sonra bize getirilerini sanırım daha iyi göreceğiz. İzmir'den önce İstanbul'a geldim, şimdi ise İstanbul'dan Bursa'ya gelip gidiyorum. Kınalı Kar benim hayatımda çok önemli, henüz emekleme dönemindeyim ama ayağa kalktığım zaman Kınalı Kar'ın hayatımdaki yerini daha iyi anlayacağım. Ben diziye başlamadan önce hiç bir diziyi takip etmiyordum. Hangi işin içine girerseniz o işin takipçisi oluyorsunuz. Kim hangi diziyi çekmiş, hangi dizide kimler oynuyor, konuları neler, bizimle aynı saatlerde neler yayınlanıyor bilmek zorunluluğumuz var. Ve Nurseli İdiz ile Engin Şenkan'a tapıyorum. İkisi de duvarı oynatabilecek güce ve başarıya sahip oyuncular. Onlardan çok şey öğreniyoruz".

Alışverişte rahatım
Bu kadar yoğun yaşantının içersinde bir oyuncu kendisine vakit ayırabilir mi? Vakit ayırdığında neler yapar, nelerden hoşlanır, bunları hiç düşündünüz mü? Deniz Erözen alışveriş yaparken tüm ürünlerin gözüne çarpmasını istiyor ve belirtiyor: "Ben her türlü ürün konusunda sıra dışı olmayı seviyorum. Alışverişte sevmediğim tek şey satıcının gelip bana karışmasıdır. Ben bir yere giderim bakarım ve alacağımı alıp, çıkarım. Beni kendi halime bıraksınlar, alışverişimi yapayım, kimse bana karışmasın istiyorum. Genellikle, sevdiklerime hediyeler almayı seviyorum. Sinemaya gitmek, kitap okumak, yürüyüş yapmak hobilerim. Bir kitaba başladığım zaman o kitabı bitirmeden bırakmam. Galatasaray takımının maçlarını seyretmek de büyük keyif veriyor".

KELİMELER VE DENİZ ERÖZEN
Yılbaşı: Ailemin yanında olacağım. Her zaman öyle yapıyorum.
Araba: İstiyorum, lazım oluyor.
Trafik: Nefret ediyorum. Trafik eşittir İstanbul.
Cumalıkızık: Çok soğuk.
Deniz: Benim.
Yüzmek: Bayılıyorum.
Su: Mavi.
Arkadaşlık: Sıcak bir şey, ama çok zor bulunuyor.
Kınalı kar: Çok seviyorum.
Alışveriş: Çılgınca para hesabı yapılmadığı zaman güzel.
Papatya: En sevdiğim çiçek.
Almira Otel: Güvenli ve çok rahat bir ortam.
Ayakkabı: Genel de yuvarlak burunluları tercih ediyorum.
Bursa: Yeşil.
Yemek: Yedikçe kilo alıyorum.
Dağınıklık: Aradığımı her zaman kolayca bulabiliyorum.


Aralık 2003 / Olay Gazetesi Yılbaşı Alışveriş Eki
Ana Sayfa | Şiirlerim | Röportajlarım | Objektifim | Kitabım | İletişim Formu
derya@deryauysal.net